Antalya’da Geleneksel Balıkçılık
Balıkçı, ticari amaçlarla çeşitli su ürünlerini denizde ya da tatlı sularda avlayıp satan meslek erbabıdır. Balıkçılık insanlık tarihi kadar eski bir meslektir. Paleolitik dönemden günümüze ulaşan kimi eserler bu dönemde balıkçılığın önemli bir beslenme kaynağı olduğunu ortaya koyar. Türklerin balıkçılıkla tanışması henüz İç Asya’da yaşarken vuku bulmuştur. Balık avcılığını meslek edinen kişileri ifade etmek amacıyla kullanılan “balıkçı” kelimesi ile Eski Uygurcadan başlayarak Türkçenin tarihî dönemlerinin tamamında karşılaşmak mümkündür. Bununla birlikte Türklerin deniz balıkçılığı ile uğraşmaya başlaması ise Anadolu’ya göç edilmesinden sonra meydana gelmiştir.
Sahip olduğu zengin deniz kaynakları nedeniyle Antalya sahilleri en erken dönemlerden itibaren balıkçılık faaliyetlerine sahne olmuştur. Karain Mağarasının girişinde yer alan bir yazıt bölgede faal olan bir balıkçılar loncasının varlığını gösterir. Demre doğumlu olan Aziz Nikolaos Ortodoks dünyasında denizcilerin yanı sıra balıkçıların da koruyucu azizidir.
Geçmişte olduğu gibi bugün de Antalya’nın bir çok kıyı yerleşmesinde balıkçılık önemli bir uğraş ve geçim kaynağı olarak karşımıza çıkar. Balıkçılık mesleği, büyük boyutlu tekneler vasıtasıyla ifa edilebildiği gibi küçük boyutlu tekneler ve geleneksel usullerle de icra edilmektedir.
Balıkçılar da tıpkı tekne yapımcıları gibi, ilk gemiyi inşa etmiş olmasından dolayı Hz.Nuh’u meslek piri olarak kabul eder. Balıkçılık ta diğer geleneksel meslekler gibi sözlü kültüre ve usta-çırak ilişkisine dayalıdır. Oldukça zor, meşakkatli ve tehlikeli bir meslek olan balıkçılık yaygın bir şekilde babadan oğula aktarılmıştır. Balıkçılar, meslekleri gereği seyrüsefer, balık türleri, avlanma metotları, deniz tabanı jeolojisi gibi konuların yanı sıra halk meteorolojisi ve halk mutfağı konularında da bilgi sahibi olan kişilerdir. Çekek yeri, balıkçı barınağı ya da liman gibi tesisler balıkçıların daimi olarak bulunduğu yerlerdir. Küçük tekne ve kayıklar, çeşitli tip ve büyüklükte ağlar ile oltalar balıkçılarca kullanılan başlıca araç ve gereçlerdir. Denizin tehlikeli bir ortam olması, balıkçı teknesinde sıkı bir hiyerarşinin varlığını mecbur kılar. Bu hiyerarşi Antalya yöresinde reis, koca reis, tayfa gibi tabirlerle ifade edilir.
Balık ve balıkçılık Antalya yöresi mutfak kültürünü çeşitlendirip zenginleştiren bir olgu olarak da karşımıza çıkar. Girida (Arap balığı), fangri, izmarit, tongabaş, kubbes, mercan, kuzu vb. balıklar Antalya yöresinde avlanan ve severek tüketilen balık türleridir.
Yazı-Araştırma-Fotoğraf: Mahmut DAVULCU Arşivi
Kaynak:
DAVULCU, Mahmut (2015). “Balıkçılık-Fishing”. Antalya’da Yaşayan Geleneksel Meslek, Sanat ve Zanaatlar. (Haz.: M.Davulcu-M.Tokat-S.Yörür), Antalya: Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü Yayınları, s. 47-54.




