Sözel yaratmalar içinde, demek istediğini en somut ve en açık ifade etmeye çalışan manilerdir. Maniler örtük anlatımlara, sembollere büyük ölçüde ihtiyaç duymazlar. “Maninin ilk dizesi tabiatı anlatırken realist ve naturalist, son iki dizede ise ruha yönelerek sembolist ve idealist oluyor.” Manilerin büyük ekseriyetle başlangıç ve son bölümleri arasında anlam bütünlüğü olmadığı konusunda hemen bütün araştırmacılar hemfikirdir. Ancak –daha sonra ayrıntılı olarak gözden geçireceğimiz gibi- manilerin başlangıç bölümleri her zaman tabiatı anlatmazlar ve her zaman maninin ilk iki dizesi arasında da –kafiye bağlantısı olmakla birlikte- anlam bağlantısı yoktur.

Örneğin: Avlu dibinde keser / Bandırma’dan yel eser… (*)
Bununla birlikte, başlangıç dizeleri, realist ve naturalist unsurlar içermektedir. Ancak son iki dizenin ruha yönelmesi gereğinden fazla iddialı söylemdir. Bu dizelerin sembolist ve idealist unsurlar içermesi konusuna da mesafeli durmamızda yarar vardır. Manilerin bu son dizeleri kişisel bir söylem oluşturduklarından, içlerinde kimi zaman idealist unsurları bulundurmakla birlikte, önemli oranda sembolizmden uzak kalmışlardır. Manimizin devamındaki iki dize şöyledir:
Annem veriyor ama / Babam duymasın keser (*)

Mani yaratıcısı tüm dizelerde –geleneğin izin verdiği ölçüde- realisttir, bunun yanında kimi zaman da rasyonalisttir. Ne söyleyecekse, onu –doğrudan- söyler. Bu hâl, maniler için zorunluluktur. Çünkü söyleyici ne söyleyecekse büyük çoğunlukla 28 hece (dört dize) içinde söylemek durumundadır. Kaldı ki ilk iki dizesi, maninin ana temini ortaya koymada, son dizelere çoğunlukla yardımcı olmazlar. (Ancak bu iki dize kendi içinde –birbirinden bağımsız veya birlikte- açık ve anlamlı bir duruş sergilemekten de geri durmaz.) Topu topu 14 hecede –kişisel anlamda- ne ifade etmesi gerekiyorsa onu ifade etmesi, mümkün olan tüm “safra”larından kurtulması kaçınılmazdır. Bu nedenle mani, tüm türler ve şekillerin içinde, realist ve rasyonalist yaratmalar arasındadır.

Maniler, mesajlarının açıklığı ve dahi üretilmelerindeki kolaylıklar nedeniyle, anlatılar içinde yaratıcısı ve tekrarlayıcısı en çok olan, kolektif yaratmaya en açık türler arasındadır. Bu nedenle de –üretim süreci eski hızını yitirmekle birlikte- toplumsal / kişisel güncel hafızayı, en yoğun hâlde manilerde buluruz.

Toplumsal güncel hafızanın varlığı, aslında zorunluluk sonucudur. Çünkü yazılı (şehir) kültüründen uzakta üretilen (İstanbul Semai kahvelerinde üretilen manilerin anlam ve söylem yönünden, tarım toplumunun ürettiği manilerden, belirgin farklılıklar içerdiğini önceden açıklamış idik) bu anlatıları sunan toplulukların, kendi dışındaki dünyayı (tabiat-insan, insan-insan ilişkileri açısından) algılaması, şehir kültürünün ürettiklerinden faydalanması, etkileşime girmediği sürece mümkün değildir. Bu nedenle tarım toplumunun, üretmek için kendine dönmesi, kendini anlatması –kendinden önce kendi toplumu ve / veya benzer toplumlarda üretilenlerden de faydalanarak- kaçınılmazdır.

(*)Çanakkale – Yenice / Çınarcık

(Visited 240 times, 1 visits today)