Eceabat yolu yapılırken, Eceabat kaymakamlarından bi tanesi -Son zamanda öldü ama ismini hatırlayamiycim. İstanbul Üsküdar’da öldü o, o adam-, u yol yapılırkene, israr ediyo. İlla ki yolu genişletin; ordan yapın deye. Onun… Deniz kenarında yağhane vardı. Orası daracıktı; o yol. O yağhaneyi yani dokunmayın da, bu taraftan, Kaşıklı Dede tarafından yer alın; yıkın. Mezarı kaldırın ordan deye emir veriyo.

Onun üzerine, askerler geliyolar. İşte kazıyolar falan. Kazarken, Kaşıklı Dede ayaklarını çıkarıyo. Alt tarafında, şöyle bi delik vardır. O delikten ayaklarını çıkarınca, askerler korkuyolar. Ayaklarını görünce, bırakıyolar kazmaları falan. Biz kazameycez diye, kaymakama israr ediyolar. Kaymakam da: Öyle şey olmaz diyo. Kazeceksiniz falan diye ısrar ediyo. Kaymakam buruya gelince… Buruya geliyo; emir veriyo.

Emir verince, bi çarpılıyo kaymakam; düşüyo. Ağzı-burnu tutuluyo işte. Artık ağzı, çenesi tutuluyo. Konuşamaz oluyo. Kaymakamı alıyolar, götürüyolar. Son zamana kadar, yani benim sağlığıma kadar, 1931 senelerine, 30 senelerine kadar sağdı şeyde: İstanbul’da, Üsküdar’da. Yatalak yatıyodu. Belki de yatalak diye, halamlar orda olduğu için, onlar öyle söylerlerdi. Yatalak hâlâ.

Kaynak:
Kenan ENGİN, 81, Kilitbahir, ortaokul, dul, iki çocuklu
Eceabat – Kilitbahir Köyü (10.04.2001) / B.01.0023/C

(Visited 680 times, 1 visits today)