Ya, işte bu Cahidi Sultan bunları yaptığı gibi… Cahidi Sultan her sabah, orda evinden çıkarmış. Hanımı da ermiş, okumuş o zamanlar. Karşıya gelirmiş -buruyi- kayıklan. (Yelkenli kayık o zaman; kürekli, yelkenli. Gönderli motorlar falan…) Biner kayığa, karşıya geçermiş. Karşıda işte hocasınlan, hacılarınlan falan konuşup şe yaparmış. Akşamüstü dönermiş.
Kayıkçılar artık bunu, böyle, bedava götür, bedava getir: Bıkıyolar da, getirmek istemiyolar, getirmek istemiyolar. Bu inerken, kayığı avara ediyolar; ayrıyolar onu almamak için. İskeleden, kayık ayrılıyo.
Hoca geliyo, bakıyo: Geçemiyo kimse. Belinden şeyini çıkartıyo, pöstekisini. Atıyo denize. Biniyo pöstekiye. Kayıkdan evel Çanakkale’ye geçiyo. Görüyolar bunu kayıkçılar falan. Korkuyolar da onu almamağa. Artık diyolar: Bu böyle; ermiş. Bunu alalım biz. Bırakmayalım falan diye; götürürlerken işte.

**
Hanımlan bi gün şey yapıyo; münakaşa yapıyo hanımınlan. Yok! İşte: Sen ermişsin, ben ermişim. Sen daha iyisin, ben daha iyiyim falan. Ya, öyle mi? diyo hanımı da. Peki diyo öyleyse.
Bi gün Cahidi Sultan gidiyo, bakıyo: Motor -sandal- gitmiş. Pöstekisini atıyo. (Pöstekisine binicek.) Hanım da evden -simitçi geçiyomuş-: Simitçi, simitçi! deye sesleniyo. Bi simit verir misin? diyo. Parmağının birisini gösteriyo simitçiye.
Gösterdiği zaman, şeyin de -Cahidi Sultan’ın- pöstekisinin ucu da denize batıyo. Batınca, Cahidi Sultan, hemen postunu alıyo, geriye dönüyo: Hanım diyo, bi şey var diyo sende diyo. Söyle, ne oldu? A diyo, böyle böyle… Ben diyo, simitçiden bi simit aldım. Parmağımı gösterdim. Herhalde ondan olsa gerek falan diyo. Anlaşıyolar. Ondan olduğu meydana çıkıyo yani.

Kaynak:
Kenan ENGİN, 81, Kilitbahir, ortaokul, dul, iki çocuklu
Eceabat – Kilitbahir Köyü (10.04.2001) / B.01.0023/C

(Visited 175 times, 1 visits today)