Bulgaristan Kırcaali Göçmenlerinden Türküler
‘’Bulgaristan göçmeniyim’’ ifadesi sıklıkla duyduğumuz bir ifade ve bir çoğumuzun göçmen bir tanıdığı muhakkak oluyor. Peki kimdir bu Bulgaristan göçmenleri?
XIV. yüzyılda Orhan Gazi ile başlayan ve oğlu I. Murat ile düzenli hale gelen ‘’İskan Politikası’’ ile Balkanlar’a kadar genişlemiş Osmanlı topraklarının Türkleştirilmesi için, halkın bir kısmını şu anki Bulgaristan topraklarına yerleştirmesiyle göçmenlerin hikayesi başlıyor. Cumhuriyet sonrası ve devamında gelen 1989 yılında yaptıkları büyük yurda dönüş göçlerine kadar yıllarca Bulgaristan topraklarında kalan ve Bulgaristan Hükümetleri tarafından yapılan Bulgarlaştırma baskılarına rağmen kendi kültürlerini korumaya çalışan bu topluluk Bulgaristan kültürüne katkı sağlarken aynı zamanda ister istemez Bulgar kültüründen de etkileniyor.
Başta Haskovo, Filibe, Kırcaali, Sofya, Razgrad, Şumnu, Silistre, Dobriç, Eski Cuma, Burgaz, Rusçuk olmak üzere bir çok yerleşim yerinde bulunan Bulgaristan Türkleri ikiye ayrılıyor: Kuzey (Deliorman) ve Güney (Kırcaali). Bu ayrım kendisini en çok dil yapısında gösteriyor. Ana dilleri Türkçe olmasına rağmen yine de büyük bir şive farkına sahip olan Kırcaali Türklerini derlemede ele alacağım.
Kırcaali şivesinin ülkemizde Orta ve Güney Anadolu şivesine benzer olduğu görülür. Örnek vermek gerekirse;
‘k’ sesi yerine ‘g’ sesi kullanılır; Kırcaali – Gırcalı
‘y’ ve ‘e’ sesi yan yana geldiğinde ‘e’ sesi ‘i’ olur; ‘yemek’ ve ‘yimek’
‘yor’ ekiyle biten kelimeler ‘yon’ ekiyle biter ve yuvarlanır; ‘ne yapıyorsun?’ ve ‘napiyon?’
Bazı sesli harflerden önce ‘i’ harfi kullanılır; Ramazan – Iramazan, Limon – İlimon
Bunun yanı sıra kendi dillerine has kullandıkları bir çok kelime olduğu görülür.
Bu benzerliklerin ve farklılıkların olduğu Kırcaali Türklerinin has ağzı gibi kendilerine has atasözleri, deyimleri, türküleri, fıkraları, sözlü kültür yaratıları var. Derlemenin konusunu belirlerken bu ürünlerden türküyü ele aldım. Türkü sözleri, ezgileri ve hikayesi ile kültürü en iyi yansıtan ürünlerden biridir. Bu derlemede ele alınacak olan Kırcaali Türküleri bize orada yaşayan insanların acılarını, sevinçlerini, aşklarını, vatan hasretlerini aktarmaktadır.
Neden bu konuyu seçtim?
1979’da Bulgaristan Kırcaali’den İzmir’e gelen göçmen bir ailenin üyesi olarak çocukluğum göç hikayelerini ve ‘Rumeli türkülerini’ dinleyerek geçti. Konuşması, yaşantısı her zaman çevremde gördüğüm insanlardan farklı olan ve beni büyüten babaannem her zaman ilgimi çekmişti.
Bana göre; kendi istekleri dışında göç etmiş ve yine ellerinde hiçbir şey olmadan vatanlarına dönmüş bu süreçte kimisi orada kalmış, kimisi ise Belene Kampı’na1 alınmış olan kardeşlerinin ve küçük çocuklarıyla günlerce bilmediği bir yere günlerce yolculuk etmiş babaannem Nuriye Eser’in çoğunlukla kaynaklık edeceği bu derleme ‘Bulgaristan’ın Türk, Türkiye’nin Bulgar’2 dediği insanların yaşam hikayelerine de kaynaklık edecektir.
1Belene Kampı: II. Dünya Savaş’ında Sosyalist rejim muhalifi ve çeşitli suçlardan hüküm giymiş suçluların kapatıldığı kamp 1984 yılından 1989 yılına kadar Bulgaristan’da yaşayan Türk vatandaşların asimile edilmesi için kullanılan bir kamp haline gelmiştir.
2Kendi ifadesiyle ‘Bulgaristan Türkleri kimdir?’ sorusuna verdiği yanıttır.
Kaynak Kişi: Ayşe Eser
Yaş: 54
Meslek: Ev Hanımı
Yaşadığı Yer: Ankara, Çankaya
Nereden Biliyor?: Düğünlerde, nişanlarda çok söylenen bir türkü olarak biliyor.
Aman Bre Deryalar
Kırcaali’yle Arda1 arası
Saat sekiz sırası Yusuf’um saat sekiz sırası
Ardalılar ağlıyor Yusuf’um
Yoktur çaresi
Aman bre deryalar
Kanlıca deryalar
Biz nişanlıyız
İkimiz de bir boydayız
Biz delikanlıyız
Çıkar aba2 poturunu3
Dalgalar artacak
Demedim mi ben sana Yusuf’um?
Kayığımız batacak
Kırcaali’yle Arda boylarında
Kimler gidecek?
Civanda Yusuf’umun garip annesine
Kimler haber verecek?
1Arda: Bulgaristan Rodop’tan Yunanistan-Türkiye sınırına kadar olan nehir.
2aba: Kalın kumaş.
3potur: Pantolon
Kaynak Kişi: Nuriye Eser
Yaş: 71
Meslek: Ev Hanımı
Yaşadığı Yer: İzmir, Bornova
Nereden Biliyor?: Tarlada çalışırken söylermiş, arkadaşlarından ve büyüklerinden öğrenmiş.
Arda Boylarına Ben Kendim Gittim
Arda boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim
Uyu uyan Erceb’im1 ben gidiyorum
Şavuklu2 dünyayı terk ediyorum
Arda boylarında kandiller yanar
Kandiller şavgına3 şahinler oynar
Uyu uyan Erceb’im ben gidiyorum
Şavuklu dünyayı terkediyorum
Arda boylarında sarı karınca
Nere varırım sabah olunca
Uyu uyan Erceb’im ben gidiyorum
Şavuklu dünyayı terk ediyorum
1 Erceb : Recep.
2 şavuklu: ışıltılı
3 şavgı: ışık
Kaynak Kişi: Nuriye Eser
Yaş: 71
Meslek: Ev Hanımı
Yaşadığı Yer: İzmir, Bornova
Nereden Biliyor?: Tarlada çalışırken arkadaşları ile söylermiş, ayrıca düğünlerde de çalarmış. Büyüklerinden öğrenmiş.
Çıksana Selver’im
Çıksana Selver’im (Aman mari1 Selver’im)
Dam dorasına2
Hasan da gocan3 beygir getirmiş bin dorusuna
Yörüsene4 Selver’im (Kara gözlü Selver’im)
Dere içe dere içe
Ben de sana biçtirdim satenden ferace
Yörüsene Selver’im (Aman mari Selver’im)
Fistanın yellensin
Ben de seni almaycam ko bekarlar eylensin
1mari: ‘’Ayy!’’ nidasıyla eşdeğer kullanılır.
2 dam dorası: evin çatısı.
3goca: koca.
4yörümek: yürümek.
Kaynak Kişi: Muhsin Aydın
Yaş: 59
Meslek: Serbest Meslek.
Yaşadığı Yer: İzmir, Buca
Nereden Biliyor?: Babasından öğrenmiş.
Manastır’ın Ortasında Var Bir Havuz*
Manastır’ın ortasında var bir havuz
Canım havuz
Bu yurdun kızları hepsi de yavuz
Biz çalar oynarız
Manastır’ın ortasında var bir çeşme
Canım çeşme
Bu yurdun kızları hepsi de seçme
Biz çalar oynarız
Manastırın ortasında var bir pınar
Canım pınar
Bu yurdun kızları hepsi de çınar
Biz çalar oynarız
*: Türkü esasında Selanik, Yunanistan’a ait olmasına rağmen Bulgaristan göçmenleri tarafından da biliniyor ve söyleniyor.
Kaynak Kişi: Nuriye Eser
Yaş: 71
Meslek: Ev Hanımı
Yaşadığı Yer: İzmir, Bornova
Nereden Biliyor?: Annesinden öğrenmiş, bayram vakti söylenen bir türkü olduğunu söylüyor.
Şu Dağları Aşalım
Şu dağları aşalım
Sular gibi coşalım
Bugün bayram günüdür
Hadi bayramlaşalım
Gemi gelir yanaşır
İçi dolu çamaşır
Bugün bayram günüdür
Kan edenler barışır
Yağmur yağar sel olur
Akan sular durulur
Bayramda barışanın
Ahreti cennet olur
Yağmur yağsın sel olsun
Akan sular durulsun
Şenliğimiz bol olsun
Bayram mübarek olsun
Kaynak Kişi: Muhsin Aydın
Yaş: 59
Meslek: Serbest Meslek
Yaşadığı Yer: İzmir, Buca
Nereden Biliyor?: Büyüklerinden öğrenmiş, kampta söylediklerini anlatıyor.
Yemen Türküsü*
Yemen, Yemen, şanlı Yemen
Toprakları kanlı Yemen
Ben Yemen’e dayanamam
Nazlı yardan ayrılamam
Gitme Yemen’e Yemen’e
Yemen sıcak dayanamam
Tan borusu çalınınca
Sen küçüksün uyanamam
*: Bir çok varyantı olan ‘’Yemen Türküsü’’nün bu varyantını araştırdığımızda düzenlenmiş kaydının bulunmadığını gözlemliyoruz.
Sonuç
Derlemede geçen türkülerin bir çoğu aşina olduğumuz türküler olmakla birlikte içinde kulağımıza yabancı gelen sözcük çok azdır. Bulgaristan Türkleri yarattıkları halk ürünlerinin içerisinde kendi dillerini korumaya özen göstermişlerdir. Fakat yine de değişimler gözlenmektedir.
Türküleri incelediğimizde konu olarak kavuşamayan aşıkların, yolda olmanın konu olduğunu görüyoruz. Dizelerin arasında geçen yer isimleri bize gurbetin vurgulandığını çağrıştırıyor.
Dizeler ve ezgilerin tartışmasız ki bir toplumun yaşantısını göz önüne serdiğini görüyoruz. Şu zamana kadar gelmiş geçmiş tüm topluluklar gördüğü deneyimleri, yaptıkları savaşları, yaşadıkları aşkları aktarmak ve bir kültür oluşturmak adına sözlü yaratılar üretmeye başvurmuştur. Topluluğu bir arada tutmak ve kültürel bellek oluşturmak adına daha etkilidir. Türkü bu yaratılar arasında dizeleri ezgilerle birleştirerek hem zihne hem de duyguya hitap eden bir yaratı olarak teknolojinin bu denli geliştiği günümüz dünyasında dahi yaşanan toplumsal bir olayda toplumun ruhuna inerek bir araya getiren bir güç olabilir.
Bir toplumun tarihsel sürecini ve kültürünü analiz etmek için başta başvurulacak yöntemlerden biri o toplumun sözlü kültür ürünlerine bakmak olacaktır.
KAYNAKÇA
1. Acaroğlu, M. Türker, Bulgaristan Türkleri Üzerine Araştırmalar, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları:2328, Ankara, 1999
2. Elçin, Şükrü, Halk Edebiyatına Giriş, Kültür Bakanlığı Yayınları: 365, Ankara, 1981
3. Oğuz, M. Öcal, Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Ankara, 2015(12.Baskı)




