“Adana Yöresinde Doğum Çevresindeki Bazı İnanışlara Etnolojik Yaklaşım”

“Halkbilimci Meltem Cingöz Santur’un Anısına….”

“Türkiye doğum folkloruna ait tespit ettiğimiz pratikler, sihri bir temel üzerine kurulmuş ve işlemektedirler. “ (Acıpayamlı, O., 141. S.) ana fikrinden hareketle doğum öncesi, sırası, sonrası ile çocuğun kırkıncı gününe ve sonrasına kadarki sürede oluşan dinsel/büyüsel bazı gelenek, görenek, uygulama ve inanışlar söz konusu olup ilgili veriler, 1990 ve 1994 yıllarında yörede gerçekleştirilen iki halk kültürü alan araştırması sırasında kayıt altına alınan derlemelerden yararlanılarak hazırlanmıştır. (1)

“Ebe, Köy Ebesi, Ara Ebesi” olarak adlandırılan kadınların ifadelerinden aktarılan konuyla ilgili uygulamalar, aşağıdaki başlıklar çerçevesinde değerlendirilecektir:

-Çocuk sahibi olmak,
-Sürekli olarak düşük yapan kadınlar,
-Doğacak olan çocuğun fiziki yapısı ve karakteri,
-Doğacak olan çocuğun cinsiyetini anlama,
-Doğacak olan çocuğun kız veya erkek olmasını sağlama,
-Doğumun kolay geçmesini sağlama,
-Göbeğin kesilmesi,
-Zar içinde doğan çocuk,
-Göbek düşmesi,
-Kırklama,
-Loğusa ve bebekle ilgili kaçınmalar,
-Al basması, kırk basması, diğer basmalar,
-Çocuğun ilk dişi,
-Yürüyemeyen, basamayan çocuk,
-Konuşamayan, konuşması geciken çocuk.

Geleneksel düşünceden kaynaklanan sempatik büyünün taklit ve temas ilkeleri başta olmak üzere diğer büyüsel işlemler uygulamalarda önemli rol oynamakta bazen dua, muska, türbe gibi dini sembollerle ritüeller dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedirler.

GİRİŞ

Geleneksel kültürün, çevresi en yoğun ve karmaşık pratiklerle yüklü uygulamalarının başında hayatın dönüm noktaları gelmektedir. Söz konusu sürecin ilkini oluşturan ve Adana’nın bazı yörelerini kapsayan ve “Ebe”, “Köy Ebesi” veya “Ara Ebesi” olarak adlandırılan kadınlarla gerçekleştirilen doğum ve çocukluk çağının başlangıcıyla ilgili bu çalışmada, konunun hemen her aşamasında karşımıza çıkan özellikle büyüsel pratikler ve bu pratiklere eşlik eden dini uygulamalar aşağıdaki başlıklar çerçevesinde ele alınmıştır.

KONUYLA İLGİLİ UYGULAMALAR

Çocuk Sahibi Olmak
a-Dur Hasan Baba Türbesine giden kadınlar “Hıllangaç-Salıncak” kurarlar. Salıncak kendi halinde sallandığı taktirde çocuk olacağına inanılır. Ayrıca türbenin bulunduğu yerden alınan toprak yüze sürülür. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

b-Koyundede Yatırına götürülen kadın orada uyutulur. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

c-Çocuğu olmayan kadınlar Melik Gazi Türbesine giderek dua ederler, namaz kılarlar. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

Uygulamaların odağında atalar kültü prensibine göre çalışan ve halk tarafından kutsal olarak kabul gören eren/evliya mezarları bulunmaktadır. Mezarlarda var olduğuna inanılan kutsal gücün (a) örneğimizde mezar çevresindeki toprağa da bulaştığı inancı, temas büyüsü yardımıyla topraktan da yararlanmaya yönelik bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı büyü prensibi çerçevesinde mezardaki kutsal gücün, türbe alanına kurulan salıncağı da etkilemesi beklenmekte, diğer yandan salıncakla çocuk arasında sempatik bir bağ kurularak, aynı zamanda taklit büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır. Diğer uygulamalar (b, c) temas büyüsü yardımıyla, mezarlarda var olduğuna inanılan kutsal güçten doğrudan yararlanmaya yönelik uygulamalar olup (c) örneğinde aynı zamanda dua ve namaz gibi uygulamalar, ritüeli dinsel/büyüsel bir görünüme büründürmektedir.

Sürekli Olarak Düşük Yapan Kadınlar
-Kadınların gebelikleri sırasında çocuğa musallat olarak, düşüğe sebep olduğuna inanılan bir varlık (Tıvga, Tıbka) inanışı vardır. Bunu önlemek amacıyla gebe kadın hocaya okutulup (Sokullu, Kekeler) hamaylı (muska) yapılır ve kadın bunu gebeliği süresince üzerinde taşır. Aynı muska, doğumdan sonra çocuğa takılır. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

Uygulamanın merkezinde bulunan muska öncelikle bir dini sembol olmakla birlikte, muskanın gebe kadın ve sonrasında çocuk üzerinde taşınması ile temas büyüsü de işletilmeye çalışılmakta, uygulama bu haliyle dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedir.

Doğacak Olan Çocuğun Fiziki Yapısı, Karakteri
a-Hamile kadının tavşana, balığa bakması durumunda, çocuğun da bu hayvanların özelliklerini taşıyacağına inanılır. (Saimbeyli, Beypınarı Köyü)

b-Ayva yiyen gebenin çocuğunun yüzünün tüylü, elma yiyen gebenin çocuğunun yanağının gamzeli olacağına inanılır. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

c-Gebe kadın, yeni doğum yapmış bir kadının çocuğuna veya aya, güneşe uzun, uzun bakarsa, doğacak çocuğun da ona benzeyeceğine inanılır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

d-Gebe kadının çok konuşkan olması durumunda, doğacak olan çocuğun da konuşkan olacağına inanılır. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

e-Yeni doğan çocuğun vücudunda bulunan lekelerin, annenin hamileliği sırasında hırsızlık yapmasından dolayı oluştuğuna inanılır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

Bütün örnekler hamile kadının yediği maddeler veya davranış şekilleri ile doğacak olan çocuk arasında sempatik bir bağ kurulması ile ilgili olup, tamamen taklit esaslı büyüsel uygulamalardır.

Doğacak Olan Çocuğun Cinsiyetini Anlama
-Gebe kadının kalçasının büyük olması durumunda kız, küçük olması durumunda erkek çocuğu olacağına inanılır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

Kadın ve erkeğin fiziki özelliklerinden hareket eden uygulama, taklit büyüsü esaslıdır.

Doğacak Olan Çocuğun Kız veya Erkek Olmasını Sağlama
-Devamlı kızı olan aileler, erkek çocukları olması amacıyla, son çocuklarına “Döndü” adını koyarlar. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

Bir işlemin özü (döndürmek) ile o işlemi ifade eden ad (Döndü) arasında kurulan bağ, dolayısıyla sempatik büyünün işletilmesini gerektirmektedir.

Doğumun Kolay Geçmesini Sağlama
a-Kocası üç kez kadının üzerinden atlar. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

b-Eskiden kadının saç bağları çözülürdü. Günümüzde uygulanmıyor. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

c-Kadına, kocasının elinden su içirilir.
d-Kadının elbisesinin düğmeleri açılır.
e-Eskiden ocağın başında, dua okuyarak, üç kez döndürülürdü.
f-Makasla bir şey kesilir ve “Sancıyı da kesiyorum.” denir. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

g-Kadının kocasının dolu tüfeği boşaltılır.
h-Kocasının elinden su içirilir. (Feke, Akoluk Köyü)

Konuyla ilgili uygulamaların büyük bölümü, doğum olayı ile sembolleştirilen pratikleri kapsamakta ve taklit büyüsü esaslıdır. (b, d, f, g) Uygulamaların bir bölümünde ise zor geçen doğumun geçmişte kadının yakınlarına karşı kötü bir davranışta bulunmasından dolayı oluştuğuna inanılmakta ve kocada sembolleştirilen ilgili kişilerin vücutlarına ait kirli su, temas büyüsü yardımıyla kocanın elinin suyu içilerek çocuğu karında tutan güçlerin uzaklaştırılması amaçlanmaktadır. (c, h) Geleneksel kültürde ocağın da kutsal sayılması, ilgili uygulamayı açıklamakta, dua ile işlem dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedir. (e) Atlama eylemi ile doğum arasında sempatik bir ilişki kurulmakta ve doğumu zorlaştırdığına inanılan engellerin taklit büyüsü yardımıyla ortadan kaldırılmasına çalışılmaktadır. (a) Sayı büyüsü de uygulamalarda yer alabilmektedir. (a, e)

Göbeğin Kesilmesi
-Kız çocuğun göbeğinin kesiminde kullanılan makasın ağzı, çok konuşmaması amacıyla kapalı tutulur ve kırk gün boyunca kanlı olarak saklanır. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

Geleneksel topluluklarda kızların çok konuşmalarının iyi karşılanmaması çerçevesinde, ilgili uygulamada çocuğun ağzı ile sembolleştirilen makas arasında sempatik bir bağ kurulmakta ve böylece taklit büyüsü yardımıyla çocuğun ileride çok konuşkan olmaması sağlanmaya çalışılmaktadır. Uygulamada aynı zamanda sayı büyüsü de devreye girmektedir.

Zar İçinde Doğan Çocuk
-Daha sonra tuzlanıp kurutulan zar, eskiden bir muska gibi cüzdanda taşınırmış. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

Nadir olarak görülen bir durum nedeniyle kutsallaştırılan zardan yararlanmaya yönelik bir temas büyüsü uygulamasıdır.

Göbeğin Düşmesi
-Kız çocuğun göbeği, evden dışarı çıkmaması için evin içine, erkek çocuğun göbeği ise reçber olması amacıyla ahıra atılır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

Yeni doğan çocukların, ileride geleneksel kız/erkek rollerine büründürülmesi endişesi çerçevesinde ortaya çıkan temas büyüsü uygulamalarıdır.

Kırklama
a-İçine kırk adet taşın konduğu su ile anne ve çocuğu kırklanır. (Saimbeyli, Beypınarı Köyü)

b-Kırklama suyu çocuğun, annenin, babanın üzerine ve evin her tarafına serpilir. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

c-Çocuk ve anne, içine okunarak kırk adet taş atılan bir kaptaki suyla yıkanır. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

d-Çocuk ve annesi, bir tülbent içinde bulunan kırk taştan üç kez geçirilen suyla yıkanır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

e-Çocuk ve annesi, süzgeç içindeki okunmuş kırk taştan üç kez geçirilen suyla yıkanır. Aynı su evin içine de serpilir. (Feke, Akoluk Köyü)

İşlemin adıyla bağlantılı kırk taş uygulamanın odağında olup, aynı zamanda sayı büyüsü ile ilgilidir. Sayı büyüsü (d, e) örneklerinde de işlem tekrarlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Kırklama suyunun annenin, çocuğun, babanın ve evin her tarafına serpilmesi ile, temas büyüsü yardımıyla ilgili uygulamadan yararlanma amaçlanmaktadır.

Loğusa ve Bebekle İlgili Kaçınmalar
a-Çocuğu yaşamayan kadınların, tıvgaları geçeceği inancıyla, loğusa kadının yanına gitmeleri iyi karşılanmaz. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

b-Kırklı olan çocuğun bulunduğu yere regl olan kadının gelmesi veya çocuğa bakması durumunda çocuğun vücudunda yara çıkacağına inanılır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

c-Çocuğun geviş getirerek yemek yiyeceği inancıyla, çocuk deveye ve camıza baktırılmaz. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

İlk iki örnekte (a, b) bir şekilde zararlı güçlerle yüklü olduklarına inanılan kişilerin temas büyüsü vasıtasıyla bu güçlerinin anneye veya bebeğine zarar verebileceği endişesi söz konusudur. Bazı hayvanların fiziki özelliklerinin temas büyüsü ile çocuğa da geçebileceğine yönelik inanış (c) örneğindeki kaçınmayı gündeme getirmektedir.

Al basması, Kırk Basması, Diğer Basmalar
a-Al basmasına karşı, çocuğa ve annesine kırmızı giysi giydirilir. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

Al basmasını önlemek (Goncalaz) amacıyla
b-Çocuğun üzerine kırmızı bir yağlık (örtü) konur.
c-Çocuk yere bırakılmaz, yüksek bir yere yatırılır.
d-Annenin yastığının altına makas, tuz konur.
e-Annenin yatağının etrafı bir iple çevrilir.
f-Annenin yanına kocası veya kaynanası yatar. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

g-Kırk bastığına inanılan kadın ve çocuğu için ebe, bir kabın içindeki suya kırk kez elini batırdıktan sonra loğusa kadın ve çocuğun üzerine su serper. (Tufanbeyli, Evci Köyü)

h-Kırk bastığına inanılan çocuk bir ağacın dışarı çıkan kökünden üç kere geçirilir.
i-Yedi yol ayrımında ocaklı bir kadın tarafından üç kez yıkanır. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

j-Kırklı çocuğun bulunduğu eve un alındığında, undan gelebilecek zararlara karşı çocuk, un çuvalının üzerine tutulan bir leğenin içinde yıkanır. Bu işlem yapılmadığı taktirde çocuğa un basacağına, dolayısıyla gelişmeyeceğine ve büyümeyeceğine inanılmaktadır. (Saimbeyli, Kızılağaç Köyü)

k-Kırk bastığına inanılan çocuk, üç Çarşamba bir ağacın kökünden geçirilir. (Feke, Akoluk Köyü)

Al basmasını önlemeye yönelik uygulamalar, öncelikle hastalığın adıyla, kırmızı renkli eşyalar arasında kurulan ilgiyi kapsamakta ve böylece taklit ve temas büyüleri işletilmeye çalışılmaktadır. (a, b) Diğer yandan, “basma-basık”, yani yere yakın olma arasında kurulan bağ, çocuğun yukarıda tutulmasını gerektirmektedir. (c) Diğer yandan sağlamlık ve kutsallıkla ilgili objeler arasında yer alan demir makas ve tuzun kötü güçleri uzaklaştırdığına inanılan özelliklerinden yararlanılmaya çalışılmaktadır. (d) Annenin yatağının etrafının bir iple çevrilmesi, taklit büyüsü esaslı olup, sembolik olarak kötü güçleri uzakta tutmaya yöneliktir. (e) Benzer uygulama (f) örneğinde de görülmekte ve kadının kocası veya kaynanası da, kötü güçlerin gelmesini önlemede, yine taklit esaslı büyüsel bir uygulama olarak, rol almaktadırlar. Suyun arındırıcı olduğuna inanılan özelliği, kırk bastığına inanılan bir durumda, hastalığın adıyla ilişik kırk kere tekrarlanan bir uygulamayla birlikte, anne ve çocuk üzerine su serpilmesi şeklinde karşımıza çıkmakta ve böylece sayı ve temas büyüleri işletilmeye çalışılmaktadır. (g) Geleneksel kültürde kutsal olarak değerlendirilen ağaçlardan da temas büyüsü işletilerek yararlanılmaya çalışılmakta, ayrıca işlemin tekrarına bağlı sayı büyüsü de işletilmeye çalışılmaktadır. (h, k) Suyun arındırıcı olduğuna inanılan gücünden yararlanmaya yönelik uygulamalar (i, j) örneklerinde de görülmekte ve temas/sayı büyüleri birlikte işletilmektedir.

Çocuğun İlk Dişi
a-Çocuğun ilk dişi üstten çıktığı zaman, alttan da dişinin çıkması amacıyla, çocuk evin damından aşağıya bir battaniye üzerine atılır.

b-Çocuğun ilk dişi düştüğü zaman, köpeğin dişi gibi “perk-sağlam” olması amacıyla, köpeğin çanağına atılır. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

c-Çocuğun düşen ilk dişi, sağlam olması amacıyla köpeğin çanağına atılır ve “İt dişinlen berk bit guzu dişinlen ağ bit.” – “İt dişinden sağlam ol, kuzu dişinden beyaz ol.” denir. (Feke, Akoluk Köyü)

Birinci örnekte (a) evin alt kısmıyla çocuğun alt dişi arasında sempatik bir bağ kurularak taklit büyüsü yardımıyla dişin çıkması sağlanmaya çalışılmaktadır. Diğer örneklerde de (b, c) çocuğun dişi ile sağlam olduğuna inanılan köpek dişi arasında sempatik bir bağ kurularak, temas büyüsü yardımıyla, çocuğun dişinin de sağlam olması beklenmektedir. Beraberindeki söylemle, uygulama güçlendirilmeye çalışılmıştır.

Yürüyemeyen, Basamayan Çocuk
-Yürümesi geciken çocuklar “Kösteği gitsin, kopsun.” denilerek evin damından aşağıya atılıp, birisi tarafından tutulur. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

Çocuğun yürümesini engellediğine inanılan güçlerin sembolik olarak ortadan kaldırılmasına yönelik taklit esaslı büyüsel bir uygulamadır.

Konuşamayan, Konuşması Geciken Çocuk
-Konuşması geciken çocuklara “Alabık” adı verilen ve çok öten bir kuşun eti yedirilir. (Karaisalı, Torunsolaklı Köyü)

Konuşma ile kuş arasında sempatik bir bağ kurularak, taklit ve temas büyüsü yardımıyla çocuğun konuşması sağlanmaya çalışılmaktadır.

SONUÇ
Çağrışımların, benzerliklerin ve tesadüflerin biçimlendirdiği geleneksel düşünce sistemi ve bu sistemin bir uzantısı olarak işleyen büyü, doğum ve çocukluk çağı ile ilgili uygulamalarda da önemli rol oynamaktadır.

Geleneksel kültürde evliliğin hemen ardından çocuk sahibi olmak, özellikle kadının aile içindeki statüsü bakımından büyük önem taşımaktadır. Herhangi bir gecikme endişeye yol açmakta ve bu konuda erkeğin kısırlığı söz konusu olamayacağı için, kadına büyük iş düşmekte, uygulamaların temelinde kadın bulunmaktadır.

Yeni doğan çocuğun ve loğusanın çevrelerinin zararlı güçlerle çevrili olduğuna yönelik inanış, bu güçlere karşı bir şekilde korunmayı gerektirmektedir ki, özellikle pasif büyüsel işlemler burada devreye girmektedir.

Doğumu kolaylaştırmaya yönelik uygulamalar ile yürümesi veya konuşması geciken çocuklara yönelik uygulamaların hemen hepsinde bir olayın, benzeri bir işlemle gerçekleştirilmesine yönelik, büyünün taklit prensibi yürütülmeye çalışılmaktadır.

Kutsal olduğuna inanılan bir güçle temas halinde, bu gücün temas eden kişiye de geçeceğine yönelik inanış temas büyüsü ile ilgili uygulamaları gündeme getirmekte ve konuyla ilgili çok sayıda örnekle karşımıza çıkmaktadır.

Kırklama ve kırk basması ile ilgili uygulamalarda ise, geleneksel kültürde (3, yedi, dokuz gibi) bazı sayılara yüklenen büyüsel güçler çerçevesinde kırk sayısı önem kazanmakta ve işlemin adıyla sempatik bir bağlantı kurularak, kırk adet veya kırk kere tekrara yönelik sayı büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Kitaplar
-Acıpayamlı, Orhan: Türkiye’de Doğumla İlgili Adet ve İnanmaların Etnolojik Etüdü.
Sevinç Matb., Ankara 1974, 156 S.

-Örnek, Sedat Veyis: Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki.
DTCF Basımevi, Ankara 1981, 135 S.

Kültür Bakanlığı Halk Kültürü İhtisas Arşivi
-Cingöz Santur, Meltem: Adana Halk Kültürü Alan Araştırması 1990, 1994.
(B.1990.0031, 0032, 0039, 0040; B.1994.0322, 0323, 0324, 0325, 0326, 0329, 0330 nolu ses bantlarının deşifre metinleri.)

Kaynak Kişiler (Derleme yeri, tarihi, kaynak kişi künyesi.)
-Ayşe Aksoy (Feke-Akoluk Köyü, 16.10.1994) 70 yaşında, 13 çocuklu, okuma-yazması yok.

-Elif Aydaş (Saimbeyli-Kızılağaç Köyü, 14.10.1994) Gökmenler Köyü doğumlu, 58 yaşında, 6 çocuklu, okuma-yazması yok.

-Emine Sarıçam (Karaisalı-Torunsolaklı Köyü-Farsak Mah., 12.10.1994) Karaisalı-Çamköy doğumlu, 64 yaşında, 8 çocuklu, okuma-yazması yok.

-Emine Yavuz (Feke-Akoluk Köyü, 16.10.1994) 55 yaşlarında, okuma-yazması yok.

-Fatma Kara (Saimbeyli-Beypınarı Köyü, 15.03.1990) Kayseri-Sarız-Çörekderesi doğumlu, 65-70 yaşlarında, 2 çocuklu, okuma-yazması yok.

-Fatma Tokmak (Tufanbeyli-Evci Köyü, 19.03.1990) 70 yaşlarında, 5 çocuklu, okuma-yazması yok.

-Hatice Korcan (Saimbeyli-Kızılağaç Köyü, 14.10.1994) 70 yaşlarında, 6 çocuklu, okuma-yazması yok.
_________________________
(1) Adana İlinin Feke İlçesine bağlı Akoluk; Karaisalı İlçesine bağlı Torunsolaklı; Saimbeyli İlçesine bağlı Beypınarı, Kızılağaç; Tufanbeyli İlçesine bağlı Evci köylerinde gerçekleştirilen çalışmayla ilgili derlemeler, 2010 yılında kaybettiğimiz eşim Folklor Araştırmacısı, Halkbilimci Meltem Cingöz Santur tarafından tespit edilmiş olup, B.1990.0031, 0032, 0039, 0040 ve B.1994.0322, 0323, 0324, 0325, 0326, 0329, 0330 yer numaralı ses bantları olarak Kültür Bakanlığı Halk Kültürü İhtisas Arşivinde kayıtlıdır.

-15-18 Mayıs 2017 tarihleri arasında Adana’da düzenlenen “X. Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Günleri” nde sözlü bildiri olarak sunulmuştur.

-Fotoğraf: Albasması inancının bir poster bildiriye yansıması.
Elmas, Elif-Güneş, Eda-Çelikkıran, Emine-İnci, Halide-Alan, Sultan: Adana İlinde Doğum yapan Kadınlar ve Yakınlarının Albasması Konusundaki Bilgi ve İnanışları, VI. Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Günleri Bildiri Özetleri, (27-30 Mayıs 2009, Antakya) Adana 2009, 30. S.

(Visited 1.139 times, 1 visits today)