NESRİN ERMİŞ PAVLİS – BENİM SANAT HİKÂYEM
1984 yılında Bergama’da doğdum ve Bergama’da yaşıyorum. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. 2010 yılında Bergama Belediyesi’nde tercüman olarak çalışmaya başladım. İlk iki yıl Kültür ve Sosyal İşler Birimi’nde görev yaptıktan sonra 2012 yılında Bergama UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Birimi’ne geçiş yaptım ve Ekim 2020’de ise görevimden ayrıldım. İçinde bulunduğum çalışmalar Bergama’nın hem somut hem de somut olmayan kültürel mirasının korunması, kayıt altına alınması ve tanıtılmasına yönelik olduğu için geleneksel yöntemlerle parşömen üretimini öğrenmek ve bu mirası yaşatmak hem yaptığım iş ile gelişen bir hassasiyet hem de kişisel bir istek olarak yön buldu.
1933 doğumlu Bergamalı Parşömen Ustası İsmail Araç’ın hiç çırağının olmaması ve bu mirasın gelecek nesillere aktarılamayacağı kaygısı ile en yakın arkadaşım Demet Sağlam Tokbay ile İsmail Usta’ya çırak olmak istedik. Uzun yıllar bizi kabul etmedi ama sonunda 2013 yılında geleneksel yöntemlerle parşömen üretimini öğrenmeye Anadolu’nun son Karatabağı ve Parşömen Ustası İsmail Araç’ın tabakhanesinde başladık. 9-10 Mayıs 2013 tarihinde Bergama Belediyesi ile Ege Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği, Kültürlerin Aktarım Aracı Parşömen konusunun işlendiği II. Uluslararası Bergama Sempozyumu’nda Japon Parşömen Uzmanı ve Yapımcısı Kenji Yagi moderatörlüğünde İsmail Usta, Demet ve ben bir atölye çalışması gerçekleştirdik. İsmail Usta’dan aldığımız eğitimin ardından parşömen üretimine 2015 – 2017 yılları arasında Demet’in kurduğu üretim ve tasarım atölyesi – Mavi Dükkân’da devam ettik.
7 Temmuz 2017 tarihinde Bergama Arastası’nda düzenlenen Peştamal Kuşatma Töreni’nde İsmail Usta Demet’e ustalık, bana da kalfalık unvanı verdi. Demet İngiltere’ye taşındıktan sonra da Kasım 2017’de Arka Bahçe Parşömen Atölyesi’ni kurdum. 27 Ağustos 2020’de düzenlenen küçük bir törende ustalık unvanımı İsmail Usta’dan aldım. Anneannemle dedemden kalan evin arka bahçesinde parşömen üretiyor, atölyeler düzenleyerek tanıtım çalışmalarına ve öğrencilere yönelik kültürel miras eğitimlerine devam ediyorum. Evin ilk sahibi büyük dedem Yusuf Şanlıkaya, Bergama Arastası’nda tanınan bir tabakmış, ben onu maalesef tanıyamadım. Bir yandan büyük dedem ile aramdaki maneviyat diğer yandan da İsmail Usta ile devam eden çok keyifli ve güçlü usta çırak ilişkimiz beni devam ettirdiğim bu mirasa daha çok bağlıyor.
Sanatçılar farklı bir yazı, resim ve tasarım malzemesi olarak parşömene ilgi gösteriyor. Ben de bu sanatçılar için üretim yapıyorum. Parşömenin güzel sanatlarda daha çok tanınması ve malzeme olarak kullanılmasını önemsiyorum. Şimdiye kadar birçok sanatçı tarafından parşömen sanat eserine dönüştü ve sergilendi. Geleneksel yöntemlerle, tamamen el aletleri ile çalıştığım ve kullandığım derilerin de
organik yapısı sebebiyle birbirlerinden tamamen farklı olduğu için ürettiğim parşömenler hiçbir zaman incelik, renk ve doku bakımından birbirinin aynı olmuyor, bu da ürettiğim her parşömen tabakasını biricik yapıyor.
Parşömen Membrana Pergamena veya Charta Pergamena olarak adlandırılan adını Bergama’dan almış, inceltilmiş keçi/koyun derisi olup üzerine yazı yazılabilen, dahası ciltli kitapların sayfalarını oluşturan bir yazı malzemesidir. Parşömenin geleneksel üretim tekniği antik dönemden bu yana hiç değişmemiştir. Hiçbir kimyasal madde kullanmadan deriyi sadece kireç solüsyonu kullanarak işliyorum. Bergama’daki dericilerden temin ettiğim tuzlanmış koyun ya da keçi derilerini yaklaşık bir ayda işleyerek parşömen haline getiriyorum.
Tuzlanmış deriyi kirlerinden arındırdıktan sonra bir gün boyunca suda bekletiyorum. Kirlerinden arındırdığım deriyi yaklaşık bir hafta boyunca yoğun kıvamlı sönmüş kireç solüsyonunda bırakıyorum. Deri solüsyonu içine çekiyor ve solüsyon derinin farklı katmanlarını yavaş yavaş etkiliyor. Bekleme süresinin sonunda tüyler kolayca ayrılıyor. Bu aşamadan sonra yarım silindir şeklindeki ahşap kiriş olan kavalete ya da etleme sehpasında yine aynı isimle anılan ve karatabakların sıklıkla kullandığı yay şeklindeki kavalete ya da etleme bıçağı ile deriyi et ve yağlarından arındırıyorum. Deriyi ikinci kez hazırlanan daha düşük seyreltideki kireç havuzuna bırakıyorum, mevsimsel değişikliklere göre bir hafta ile on gün arasında bekletiyorum. Daha sonra liflerindeki kireci nötralize etmek amacıyla yeniden bol ve temiz su ile yıkıyorum.
Kireç kalıntılarından tamamen temizlediğim deriyi gergi tahtalarına gerip yarım daire şeklindeki lunellum adlı bıçakla gerdiğim deriyi kazıyarak inceltiyorum. Lunellum antik dönemde parşömen yapımcılarının kullandığı bir bıçaktır. Çerçeve üzerindeki deriyi kuruduktan sonra deri artık kâğıt formunu alır ve farklı boyda kesilerek kullanılabilir.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı’nın üstün evrensel değerlerine kültürel zenginlik ve kültürel aktarım aracı olması vasıfları ile destek veren parşömenin üretiminde uzmanlaşma Bergama’da İ.Ö. ikinci yüzyılda gerçekleşmiştir. Pergamon’da hüküm süren Attalos Hanedanlarından Kral II. Eumenes zamanında, Krallığın sanat ve bilim alanlarında gösterdiği gelişmelere bağlı olarak Dünyaca ünlü Pergamon Kütüphanesi ile Mısır’daki İskenderiye Kütüphanesi aralarında bir rekabet başlamıştır. Bu rekabet nedeni ile Mısırdaki krallık, Nil nehri kıyılarında yetişen papirüs bitkisinden elde edilen kâğıdın (papirüs) Bergama’ya ihracını yasaklamıştır. Bunun üzerine MÖ 2. yy.’ın başlarında Pergamon Krallığı, üzerine yazı yazılacak yeni bir malzeme arayışına girmiştir. Yapılan çalışmalar sonuç vermiş, kütüphane sorumlusu Krates, oğlak derisini çeşitli inceltme kademelerinden geçirerek parşömeni üretmiştir. Böylece
daha önceleri de deri üzerine yazı yazılmasına karşın, derinin detaylıca inceltilerek temel yazı materyallerinden birine dönüşme serüveni Bergama’da doğmuş ve geliştirilerek hayat bulmuştur.
Bu üretim şekli ile elde edilen kâğıt dayanıklı ve uzun ömürlü olması sebebi ile tekrar tekrar kullanılabilirken diğer yandan rulo dışında sayfa formunda bir araya getirilebiliyor olmasından dolayı ‘Kültürlerin Aktarım Aracı: Kitap’ın doğmasına da vesile olmuştur. Antik dünyada uzun süre varlığını sürdüren papirüsün kırılgan yapısı ve yalnızca rulo halinde kullanılabilmesi gibi nedenler parşömeni ön plana çıkarmıştır. Parşömen ise papirüsün aksine katlanıp bükülmeye dayanıklı ve her iki tarafına da yazı yazılabilen bir malzeme olarak ortaya çıkmıştır. Bu özellikleriyle günümüz kitap formunu mümkün kılan kodeks yani basit dikişli not defterleri şekline dönüşmesine yol açtı. Ve kitaba giden yol açılmış oldu.
Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın parşömenin ne denli önemli olduğunu vurgulayan sözleri son derece önemlidir: ‘Bergama kâğıdının icadı Gutenberg’in basımevini icadı kadar; belki de daha önemlidir. Zaten papirüs ile basımevi icat edilemezdi. Parşömen sadece bir kâğıt değildir. Aslına bakarsanız kitabın, cildin, yaprakla sayfanın icadıdır bu!’
Böylece bilim dünyasının yolunu aydınlatacak olan parşömenler Bergama’nın simgesi durumuna gelmiş ve tüm dünyaya Bergama’dan yayılmıştır. Dönemin Pergamon Kütüphanesi, edebiyat ve sanat alanlarında parşömenlere yazılmış binlerce kitaba ev sahipliği yapmıştır. Bu dönemlerde dünyanın farklı yerlerinde temel olarak da tabakhanelerde üretilen parşömen Orta Çağ’da en çok kullanılan yazı malzemesi olmuştur. Dayanıklılığı sebebiyle önemli ve kutsal metinler parşömen üzerine yazılmış ya da aktarılmıştır. IX. yy’dan itibaren Orta Doğu’da ve XII. yy’dan sonra da Avrupa’da günümüz kâğıdı parşömenin yerini almaya başlamıştır. Parşömen‘in üretimi azalırken, kâğıdın parşömene göre daha dayanıksız bir malzeme olması nedeni ile yine önemli belgeler parşömen üzerine yazılmaya devam etmiştir. XV.yy’dan sonra daha ziyade kitap ciltlerinde ve tuallerde kullanılmıştır.
***********
Bilgi Notu:
“Benim Sanat Hikayem / İzmir’de Yaşayan Geleneksel El Sanatları ve Sanatçıları” (My Art Story / Traditional Handicrafts and Craftspeople in İzmir) adıyla Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından yapılan bir projedir. Daha fazla bilgi için;
****************




