Giriş
Kültürün dinamik yapısı, sürekli bir değişimi ifade etmektedir. Özellikle kalkınma çalışmalarında hız kazanan bu değişimin ise maddi alandaki getirileri ön plana çıkmakta, manevi alandaki olası değişimlerin öngörülememesi sonucunda, çeşitli kültürel sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır.

Açacak olursak, bir ülkenin gelişmesini veya kalkınmasını sadece teknolojik bir gelişme olarak ifade etmek yetersiz olacaktır. Çünkü bu teknolojinin aynı zamanda toplumun vaziyet alışlarında, tutum ve düşüncelerinde, değer yargılarında ve inançlarında da değişime yol açması kaçınılmazdır. Ancak toplum söz konusu teknolojinin/kalkınma çalışmalarının sadece maddi getirilerine odaklandığı taktirde, yukarıda sözü geçen manevi değişimler kolaylıkla fark edilemez. Burada teknolojinin nimetlerinden yararlanmak ön plana geçer.

Diğer yandan, toplumun geleneksel değer yargıları bazen de bir yeniliğin kabulünü engelleyici olarak ortaya çıkabilmektedir. Burada düşülen en büyük yanlışlık, başka bir toplumda başarıyla uygulanan bir yeniliğin, diğer toplumlarda da başarılı olacağı şeklindeki düşüncedir. Geleneksel kültür değerlerinin toplumdan, topluma farklılıklar gösterebileceği, hatta aynı toplum içindeki gruplar arasında dahi farklılıklar olabileceği çoğu kez göz önüne alınmamaktadır.

Konuyla ilgili tedbirleri alması gereken hükümetlerin de bu durumu görmezden gelmesi, daha sonra karşılaşılan sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır.

Burada yapılması gereken, kalkınma ve gelişme sonucunda ortaya çıkan yeni kültürel değerlerin, hali hazırda bulunan geleneksel kültür değerleri ile bağdaştırılması, uzlaştırılması olup, bunun için de toplumun kalkınma ve gelişme çalışmaları öncesinde değişime hazırlanması gerekmektedir.

Türkiye’de Durum
Konuyu ülkemiz örneğinden açacak olursak, Cumhuriyet sonrası ilk ciddi kültürel değişim, Atatürk Devrimleri ile başlamıştır. O günün şartları gereği, zorunlu bir kültür değişimini ifade eden Devrimlerle ilgili olarak Kemal Atatürk’ün düşünceleri, bir bakıma geleneksel kültürün özellikleri ve temel ilkeleri ile de bağdaşmaktadır: (1)

_________________________

1 NİRUN, Prof.Dr.Nihat: Atatürk İnkılaplarının Değerlendirilmesi.

“…Kendi milletimizi, kendi tarihimizi, kendi örf, adet ve an’anelerimizi ve hatta kendi özelliklerimizi ve milli ihtiyaçlarımızı almalıyız…Kendimizi iyi bilmeliyiz…”

“…Bir millet için iyi olan bir icraat bir başka millet için felaket olabilir. Çünkü sosyal bünyeler arasında daima fark vardır. İşte onun içindir ki, Türk Milletine gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü ilminden, keşiflerinden ve ilerlemelerinden yararlanalım. Lakin unutmayalım ki asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız…”

Zamanla Devrimlerin sonuçlarının ağır işlemesine sebep olarak toplumun söz konusu ilkelere hazırlanamaması ve bu ilkelerin yararlarının yeterince anlaşılamaması ile ilgili olarak Atatürk aşağıdaki açıklamayı yaparak, yine kültürel değişim konusunda dersler vermektedir: (2)

“…Yenileşme yolları üzerinde Türk Milleti ilerlemek istemiştir. Ancak bu teşebbüslerin olumlu sonuçlarını göremediği için itimadını kaybetmeye başlamıştır. Fakat bunun esas sebebi yenilik işine esastan, temelden başlanmamış olmasıdır. Sosyal bünyenin gerçeklerini bilmemezlikten ileri gelmiştir…”

Atatürk bu görüşleri ile bir bakıma, dönemin olağan üstü şartlarını ve gerçeklerini bir mazeret olarak nitelendirmek istememiş, kültürel değişim çerçevesinde, kültürün temel özellikleri üzerinde durmuştur.

Buna rağmen konunun, söz konusu ilkelerin çok kısa bir zamanda hayata geçirilmesi gerekliliği yanında, diğer engelleyici faktörlerle birlikte değerlendirilmesinde yarar görülmektedir. Diğer yandan,

“Yeni kurumların getirilişi yıllarca sürecek öğrenim ve uyma meselesidir.” (3)

Yakın tarihe kadar beşer yıllık kalkınma programları şeklinde uygulamaya konulan kalkınma çalışmaları ise ülkemiz toplumunun karşı karşıya kaldığı önemli kültürel değişim sorunlarını ortaya çıkarmıştır.

Burada da çoğu kez programların bölgelere getireceği ekonomik kazançlar, halka yararlı olacağına inanılan maddi getiriler ön plana çıkmış, halkın gelenekleri, istekleri, görüşleri ise ikinci planda kalmıştır.

Halkın kültüründen kaynaklanan özellikler dikkate alınmadığından, örneğin nüfus planlaması ve ana-çocuk sağlığı gibi projeler istenen düzeyde yürütülememiş, depremlerde evleri yıkılan köy halkı yeni yapılan evlerde oturmak istememiş, göçer toplulukların yerleşik hayata geçmelerinde sorunlarla karşılaşılmış, tarımda ıslah çalışmalarında beklenen sonuçlar alınamamış, köylerden kentlere göç engellenememiştir.
____________________
2 a.g.e.
3 ERDENTUĞ, Prof.Dr.Nermin: Türkiye Türk Toplumlarında Kültürel Antropolojik (Etnolojik) İncelemeler.

Örnek Olaylar (4)

Ülkemizin Kuzey-Batı bölgesinde yetiştirilen ve verimliliği nedeniyle bire yüz diye tanımlanan ve büyük ilgi gören bir buğday tipinin, başka bir yörede aynı ilgiyi görmemesinin ardında, bu buğday unundan yapılan hamurun yapışkan olmamasının ve dolayısıyla tandıra yapışmaması ve çabuk bayatlaması gerçeği ile karşılaşılmıştır. Bu da bir yörede yetiştirilmesi için çaba gösterilen bir ürünün, yöre mimarisi ve ekmek pişirme teknikleri gibi faktörlerle bağlantısını ortaya koymaktadır.

Yine geçmişte ilçe olacağı duyulan bir yerleşim yerinde çevre köy halkının arsa satın almaları ve bu arazileri sonradan satıp kar etmek yerine dükkan, fırın, otel gibi işletme yeri olarak kullanmak istemeleri, bunun da altında köylerinde bulamadıkları rahatlık, insan gibi yaşama şartlarına kavuşma arzusu gibi nedenlerin yattığı anlaşılmakta ve sonuç olarak köylerden, kentlere göçün bir yönüyle karşılaşılmaktadır.

Geçmişte satın alma gücüne sahip olunduğu halde, modern ziraat makinelerine talebin yeterince çok olmamasının da altında, bu makinelerin nasıl çalıştırılacaklarının bilinmemesi yanında, bozulduklarında tamir ettirecek, yedek parçalarını temin edecek yerlerin bulunmamasının yattığı görülmüştür.

Ülkemizin en büyük kalkınma projesi olan Güneydoğu Anadolu Projesinde de aynı durum gözlenmiş, proje öncesi ve sırasında bölge halkının kültürel özellikleri ile ilgili geniş kapsamlı alan araştırmaları yapılması ihmal edilmiştir. Proje, bugünkü durumu ile sadece bir enerji ve sulama projesi görünümü vermektedir. Bölgede meydana gelen kültür değişimi ve bununla ilgili problemlerin çözümü ise, dev projenin içinde kaybolup gitmiştir. Ancak daha da önemlisi, bu çalışmalarda da değişime hazırlık safhası ihmal edilmiştir.

Aynı durumla, 1960’lı yıllarda başlayan ve sonraları çok daha çarpıcı kültürel değişim sorunlarının ortaya çıkmasına yol açacak olan yurtdışına işçi göçü sırasında karşılaştık. Burada da planlı ve programlı bir hazırlık çalışması yapılmadan, kırsal yörelerde yaşayan ve çoğu daha şehir kültürü ile tanışmamış insanlar, birden bire hiç bilmedikleri ve tamamen kendilerine yabancı endüstrileşmiş Batı toplumlarının kültürü ile karşılaşmışlardır.

İnsanların önceden hazırlanması bir yana, kendi kültürel değerleri ile içinde yaşadıkları ülkelerin kültürel değerlerini uyumlaştırmaya yönelik çalışmaların da ihmal edilmesi sonucunda bunların bugün cemaatler halinde bir araya gelerek, kendilerini içinde yaşadıkları toplumdan soyutlayan, genç kuşakların ise hangi kültüre ait oldukları arayışı ile yaşayan bir topluluk haline geldikleri görülmektedir.

Başka bir ifadeyle;

Gurbetçilerimizin ezici çoğunluğu hem kimlik koruma refleksine sarılan diaspora ruhiyatından; hem de köylülüğün ataletinden dolayı yirmi, otuz, hatta kırk yıldır yaşadıkları toplumla uyumsuzluğu sürdürmektedir. Sürdürüyor. Şüphesiz dışlanmışlık duygusu bu uyumsuzlukta kısmi bir faktördür. Fakat artık belirleyiciliği bitmiştir. (5)

___________________
4 TURHAN, Mümtaz: Kültür Değişmeler
5 ULUENGİN, Hadi: Hürriyet, 4 Kasım 2000

Son olarak AB’ye üyelik sürecinde ortaya çıkan görüşler de genellikle ekonomiye katkı, işsizliğe çözüm, yabancı sermaye akışı, serbest dolaşım gibi konunun maddi getirileri üzerinde yoğunlaşmakta, mevzuat çalışmalarının çoğunun da bunlarla ilgili olduğu görülmektedir.

Burada da konunun kültürel boyutu hemen hemen hiç ele alınmamaktadır. Kendini Avrupalı hissetmenin kriterleri ile ilgili olarak yapılan bir anketin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisi de, benzer düşünce, yaşam şekli, gelenekler temelinde bir Avrupa kültürü oluşturulmasıdır. (6)

Ancak kimliğine sıkı sıkı sarılı, geleneksel yapısını korumaya özenli bir topluluğun yeni bir oluşuma katılımının da güçlüğü, göz önüne alınması gereken bir husus olarak değerlendirilmelidir. AB üyeliğini, alıştığı yaşam tarzlarından fedakarlık yapmak olarak algılayan Grönland halkının 1982’de Birlik’ten ayrılmaya karar vermeleri, bu konuda bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. (7)

Kaldı ki Avrupa ülkeleri insanlarının büyük bölümünün Türkler hakkındaki olumsuz değer yargıları ve üyeliğe karşı tutumları devam etmektedir. Ülkemizde de hatırı sayılır bir kesimin bu üyeliğe sıcak baktığını söylemek zordur.

Atatürk Devrimlerinde yer alan birçok yeni ilkenin kabulünde önemli bir dirençle karşılaşılmamasına rağmen, basit gibi görünen şapka kanununa direnç gösterilmesinin altında, Müslümanlarla Hıristiyanların ayrımına dayanan sembolik önem taşıyan geleneksel bir değerin yatması (8) örneğinde olduğu gibi, oldukça hassas bu konuda da bizim kendi geleneksel kültür değerlerimizle ilgili bilimsel çalışmaları yeterince gerçekleştirebildiğimizi söylemek zordur.

Bunun en güncel örneği ise, UNESCO tarafından yürütülen somut olmayan kültürel miras çalışmaları çerçevesinde, ülke genelinde konuyla ilgili envanter çalışmalarının henüz başlatılamamış olmasıdır. Geleneksel kültür değerlerimizin örnek uygulamalarının tespiti ve devamlılığının desteklenmesi yanında, topluma zararlı kimi uygulamaların da ayıklanarak ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar, ancak bu tür geniş kapsamlı envanter çalışmaları ile mümkün görülmelidir.

Dolayısıyla, üyelik aşamasına kadar geçen sürenin ülke genelinde kültürel değişime hazırlık çalışmalarıyla sürdürülmesi büyük önem taşımakta iken, bu konuda da ciddi çalışmaların yapıldığını söylemek zordur.

Sonuç
Burada ana fikir kültürel değişime hazırlıktır. Bu konunun kültürel değişimde önemli bir yer aldığı düşünülmektedir. Çünkü yukarıda ülkemizin karşılaştığı belli başlı kültürel değişimle ilgili örnek olarak ele alınan bütün konulara biz hazırlıklı olmadığımız için istenen sonuçlara ulaşmak mümkün olmamıştır.
________________
6 EUROBAROMETER: Kendini Avrupalı Hissetmenin Değişik Yönleri, Bu Yönlerin En Önemlisi
7 Grönland ve AET: Avrupa
8 TURHAN, Prof.Dr.Mümtaz: Kültür Değişmeleri

Çok önceleri Batıda müstemlekelerde karşılaşılan aynı durum fark edilince, başta Hollanda olmak üzere, müstemlekelere gönderilen görevlilerin sadece iyi eğitim görmüş, tecrübeli kişiler olmaları yanında, ayrıca dört, beş yıl gidecekleri yerlerin dilini, geleneklerini öğrenmeleri sağlanmaya başlanmıştır.

Bizde ise böyle bir eğitime gerek görülmediği için, genellikle görev alınan geleneksel yörelerde, halkın kültüründen kaynaklanan özelliklerle karşılaşıldığında ne yapılacağı bilinmemekte veya bazı uygulamalar da yanlış anlaşılabilmektedir. Sonuçta bu tür yerlerde çalışmak zorunda olanların en kısa zamanda geri dönmeye çalıştıkları, halktan kendilerini soyutladıkları görülmektedir. Bu da kültürel değişime hazırlıklı olmamanın bir başka boyutudur.
Bu konuda da küçük bir örnek vermek mümkündür: (9)

Okula, okumaya çok önem veren bir köyde, sonradan tam tersine bir tutumun izlenmesi, bu durumun öğretmenlerden kaynaklandığını ortaya çıkarmıştır. Maddi, manevi tüm güçleriyle okul yapımına katkıda bulunan köy halkı, öğretmenlerin kendilerine karşı olumsuz tutumları yüzünden, okulun en basit gibi görünen kırılan camını bile artık değiştirmek istememişler, okula karşı tüm ilgilerini kaybetmişlerdir. Bu durum da, sadece okul yaptırmanın yetmediğini, öğretmenin de hazırlanması gerektiğini bize hatırlatmaktadır.

Son olarak halk kültürü konulu alan araştırmaları ile ilgili olarak kendi alanımızdan bir örnek vermek gerekirse;

Geçmişte halk kültürü konulu derleme çalışmaları sırasında kaynak kişilerle gerçekleştirilen halk müziği-oyunları veya köy seyirlik oyunları çalışmalarının gösteriminde çoğu kez oyunlarda yer alanlar tarafından herhangi bir ücret talep edilmemesine, bunların gönüllü olarak gerçekleştirilmesine rağmen, günümüzde artık sıklıkla ücret talep edildiği, hatta bazı yörelerimizde de yapılan görüşmeler veya çekilen fotoğraflar karşılığında ücret telep edildiği görülmeye başlanmış, buna sebep olarak bir yörede tarafıma, bana ayrılan süre içinde tarladaki işin aksayacağı belirtilmiştir. Bu da bazı geleneksel değerlerimizdeki çözülmenin ve bu değerlerin yerini paranın almaya başlaması yanında, alan araştırması ve bu araştırmalara kaynaklık eden bütçe tekniklerinin de yeni şartlara uyumlaştırılması gerektiğini ifade etmektedir.

Dolayısıyla, kültürel değişime hazırlık;

-Konuyla ilgili bilimsel kurumların oluşturulmasını ve bir işlev kazandırılmasını ifade etmektedir.

-Kurumlaşmanın ardından, bir envanter seferberliği ile daha fazla yok olmadan, geleneksel kültür değerlerinin tespitini ifade etmektedir.

-Böylece, kendi geleneksel kültür değerlerimizin ve bizim dışımızdaki kültürel değerlerin doğru ve tarafsız analizlerinin yapılmasını ifade etmektedir.

-Aynı zamanda kalkınma ve yenilik çalışmaları içinde yer alan tüm kurum ve kuruluşların içinde yaşadıkları kültürün özelliklerini bilmeleri gerektiğini ifade etmektedir.
_________________
9 TURHAN, Prof.Dr.Mümtaz: Kültür Değişmeleri

-Sosyal bilimlerden ve bu bilim dallarına mensup uzmanlardan, bu uzmanların çalışmalarından yeterince yararlanabilmeyi ifade etmektedir.

-Bütün bunların sonucunda değişime karşı veya değişimin yanında yer alan faktörlerin ortaya çıkartılarak, sağlıklı değerlendirmelerin yapılmasını ifade etmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

-ERDENTUĞ, Prof.Dr.Nermin: Türkiye Türk Toplumlarında Kültürel Antropolojik (Etnolojik) İncelemeler.
Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1972, 103 S.
“Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları No:29”

-EUROBAROMETER: Kendini Avrupalı Hissetmenin Değişik Yönleri, Bu Yönlerin En Önemlisi.
Avrupa, 109.Sayı, (4-5-6/1987), Maya Matb., Ankara 1987, 29. S.

-Grönland ve AET
Avrupa, 82.Sayı, Maya Matb., Ankara 1983, 20-21.S.

-NİRUN, Prof.Dr.Nihat: Atatürk İnkılaplarının Değerlendirilmesi
Atatürk ve Kültür, Meteksan Ltd. Şti., Ankara 1982, 27-32. S.
“Hacettepe Üniversitesi Yayınları: Özel Sayı”

-SANTUR, Alparslan: Türkiye’nin AB’ye Kültürel Uyum Sürecine Etnolojik Yaklaşım.(Kendini Avrupalı Hissetmek)
VI. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Küreselleşme ve Geleneksel Kültür Seksiyon Bildirileri, Genç Ofset, Ankara 2002, 319-327.S.
“T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları:2928”
“Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları:330”
“Seminer-Kongre Bildirileri Dizisi:68”

-TEZCAN, Doç.Dr.Mahmut: Sosyal ve Kültürel Değişme.
Byy, Ankara 1984, 160 S.
“Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları No:293”

-TURHAN, Prof.Dr.Mümtaz: Kültür Değişmeleri (Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Tetkik)
Yıldızlar Ofset, İstanbul 1994, 255 S.
“Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları Nu.16”

-ULUENGİN, Hadi: Sarımsaklı Kültür.
Modern Zamanlar, Hürriyet, 4 Kasım 2000

Not: Söz konusu makale 17-19 Aralık 2004 tarihleri arasında Derbent/Kocaeli’de düzenlenen “Halk Kültüründe Değişim Uluslar arası Sempozyumu”nda sözlü bildiri olarak sunulmuştur.

Santur, Alparslan: Kültür Değişimine Hazırlık, “Halk Kültüründe Değişim Uluslar arası Sempozyumu Bildirileri” (17-19 Aralık 2004, Kocaeli), Pınarbaş Matb., İstanbul 2005, 454-461. S.

Fotoğraf: D. Çevik (KAV Arşivi)

(Visited 148 times, 1 visits today)