Sağlık/Hastalıkla İlgili Bazı Geleneksel Uygulamalar
“Antalya Yöresinde Sağlık/Hastalıkla İlgili Bazı Geleneksel Uygulamalar ve Deyişler”
“Related to Health / Disease in Antalya Region Some Traditional Applications and Phrases”
Özet
Geleneksel düşüncenin yaygın olduğu topluluklarda sağlık/hastalıkla ilgili uygulamalar halk kültürünün bir parçasıdır. Kısaca “Tıp (Geleneksel Tıp) – Büyü – Din” ilişkisi ile ifade edilebilecek söz konusu uygulamalar halkın tutum ve inançlarıyla yakından ilgili olduğu için konu sadece tıbbı ilgilendirmekten çıkarak tıbbi antropoloji, tıbbi sosyoloji, etnoloji ve halkbilim disiplinlerini de yakından ilgilendirmektedir. Dolayısıyla modern tıp ile söz konusu bilim dallarının işbirliği, özellikle geleneksel yörelerdeki sağlık/hastalıkla ilgili çalışmaların daha verimli yürütülebilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Geçmişte modern sağlık hizmetlerinden zorunlu olarak uzak kalan Antalya yöresindeki göçer veya yarı göçer topluluklar arasında folklorik tıp uygulamalarının gelişmiş olması bir tesadüf değildir. İlgili topluluklar yerleşik hayata geçmiş olsalar bile, bu uygulamaların izleri kolay kolay silinmemektedir. Oldukça gelişmiş gözlem yeteneği çeşitli hastalıklarda bitkilerden yararlanmalarını sağlamış, yaşamlarının bir parçası olan hayvancılık, hayvansal ürünlerin de geleneksel tedavide kullanımına yol açmıştır. Diğer yandan insan ve hayvan kırık-çıkık tedavilerinin de aynı oranda geliştiği görülmektedir.
Bir bakıma rasyonel bir görüntü sergileyen söz konusu geleneksel uygulamaların yanında, yörede çeşitli hastalıklarda türbe/yatır, su kaynakları, vb. yerleri ziyaret etme, bu gibi yerlerde dinsel/büyüsel bir takım ritüelleri yerine getirmeye yönelik irrasyonel görünümlü uygulamalar da görülmektedir.
Geleneksel tıpla ilgili olarak halk arasında kullanılan terimlerin bilinmesi, aynı zamanda halkın düşüncesini, inanışlarını, tutum ve davranışlarını anlamaya yardımcı olması bakımından önem taşıyan bir husustur. Konu, özellikle geleneksel yörelerde görev yapan sağlık personelini de yakından ilgilendirmektedir. Bu çerçevede çalışmanın son bölümü yöreyle ilgili sağlık/hastalık deyişlerine ayrılmıştır.
Anadolu’da genel olarak folklorik tıp, geçmişte modern sağlık hizmetlerinin yaygınlaşamaması veya ekonomik seviyenin yanında, özellikle halkın inanç sistemiyle yakından ilgilidir. Antalya yöresinde ise, Yörük yaşamının belirleyici özelliklerinin söz konusu etkenlerin önüne geçtiğini söylemek mümkündür.
Anahtar Kelimeler: Antalya, Folklorik Tıp, Deyişler.
Abstract
Practices related to health / disease in communities where traditional thinking is prevalent are part of popular culture. In short, the related practices that can be expressed with the relation of “Medicine (Traditional Medicine) – Magic – Religion” are closely related to the attitudes and beliefs of the people, so the matter is not only related to medicine but also closely related to disciplines of medical anthropology, medical sociology, ethnology and folklore. Therefore, the cooperation of modern medicine and the related scientific branches is of great importance in order to carry out the health / disease related activities especially in the traditional regions more efficiently.
It is not a coincidence that folkloric medicine practices have developed among the nomadic or semi-nomadic communities in the Antalya region, which were inevitably far from modern health services in the past. Even if the communities in which they have settled have had a setback, the traces of these applications are not easily erased. The highly developed observation ability has made it possible to use plants in a variety of diseases (Eg, the use of the Ölmez Çiçek – Helichrysum graveolens plant in ear pain seen in children.), animal husbandry, animal products (Eg rubbing the salted camel with urine.) has led to its use in traditional therapy. On the other hand, human and animal fracture-dislocation treatments are seen to develop at the same time.
In addition to the traditional practices above, which show a rational appearance of a rational appearance, there are many diseases in the area, such as tombs / beds, (Eg women who go to tomb of Yaren Dede without children.-Korkuteli-), ocaklı (Eg in the region of the headache used as a countermeasure in the region, the quality of the region which is aching in the face of the quince’s knife, = Yilancik Kıydırma. – Gazipaşa-) water resources (Eg Temriye water in the body and praying, etc.-Alanya-), etc. visits to places, religious / magical rituals in such places, or irrational appraisal of religious and magical practices to fulfill various religious and magical practices, such as (Eg. wearing a bracelet obtained by dissolving a nail collected from seven houses named Mehmet in relation to a child’s request.) is also seen.
Knowing the terms used by the public in relation to traditional medicine is also important in that it helps people to understand their beliefs, attitudes and behaviors at the same time. The issue is also of particular concern to the health personnel who work in traditional regions. The last part of the work in this frame is about the health / illnesses related to the area: (Eg Apraz: Black lacquers in the face. / Bağ: Guatr./ Can Tahtası: Chest bone. / Davdallamak: Head back. / Eye: Rib bone. / Gotmak: Shell of wound. / Hastacıl: Diseased. / İlancık: Yılancık./ Kansırıklı: Cough, disease.)
In Anatolia, folkloric medicine in general is closely related to the belief system of the people besides the widespread or economic level of modern health services in the past. In the case of Antalya, it is possible to say that the determinants of Yoruk’s life are in front of the mentioned factors.
Key words: Antalya, Folkloric Medicine, Phrases.
GİRİŞ
Geçmişte büyük çoğunluğu ile köy toplumlarının oluşturduğu Anadolu’da halkın tutum ve davranışlarında geleneklerinden kaynaklanan özellikler büyük ölçüde etkili olmaktaydı. Günümüzde şehirli nüfusunun, köy nüfusunun önüne geçmesi ile söz konusu geleneklerin kaybolduğu düşünülebilir. Ancak kökü çok eskilere dayanan, kuşaktan kuşağa geçerek günümüze kadar ulaşan özellikle manevi alandaki geleneksel uygulamaların köy veya şehir toplulukları fark etmeksizin devam edebildiği görülmektedir. Bu nedenle, bütün modernleşme çalışmalarına ve şehirleşmeye rağmen Türkiye’nin halen büyük ölçüde geleneksel ve muhafazakar bir ülke olduğunu söyleyebiliriz.
Geleneksel düşüncenin özelliklerini kapsayan söz konusu davranış biçimlerinin başında duygusallık gelmektedir. Bir çocuğun düşüncesine benzeyen bu durumda, ana konu ile ikinci planda kalan konu arasındaki farklılığın üzerinde yeterince durulmamaktadır. Dolayısıyla olaylar bir bütün olarak ele alınmakta, analiz edilmemektedir. Bir bakıma benzer olaylar, benzer sonuçlara neden olmaktadır. Doğa olaylarının çıkış nedenlerinin başında yüce bir varlık olduğu inanışı, bu düşüncenin diğer bir özelliğidir. Tesadüfen ortaya çıkan olaylar, sebepsiz olarak birbirine bağlanmakta ve bu bağlantı gelecek için de kabul edilmektedir. Tam tersine mutluluğun, mutsuzluğu çağrıştırabileceği örneğinde olduğu gibi, bu düşüncede çağrışım zıtlık ilkesine de dayanmaktadır. Renk, koku, alışılmışın dışındaki şekilli maddeler, sesler, vb. üzerinde gereğinden fazla durulur ve önemsenir. Kuvvet ve madde arasında kurulan ilişki, geleneksel düşüncede örneğin yenilen bir besinin içinde var olduğuna inanılan gücün, yiyen kişiye geçeceği inancına yol açmaktadır. (Örnek, 1981: 12-14)
Geleneksel düşüncede sorunların çözümünde büyüsel işlemler önemli bir rol oynamaktadır. Diğer yandan büyüsel işlemlerin karşısında olması gereken dini söz ve objelerin de, zaman zaman, bilerek veya bilmeyerek büyüsel işlemlerle birlikte ve işlemi kuvvetlendirmek amacıyla büyüyle işbirliği içine girdiğini söylemek mümkündür.
Bütün bu söylediklerimizle, halkın sağlık/hastalık karşısındaki tutum ve davranışları arasında da paralellik bulunmaktadır. Konuyla ilgili geleneksel uygulamalarda sadece büyüsel işlemlerin yanı sıra dinsel/büyüsel işlemleri de görmekteyiz.
Her ferdin anlayamayacağı kadar çok zengin Anadolu Kültürünün konumuzla ilgili sağlık/hastalıkla ilgili halkın tutum ve davranışlarını da dışarıdan bakan bir gözle anlamak çok zordur. Konuyla ilgili bilimsel toplantılarda bazen karşılaştığım “Yirmi birinci yüzyılda niçin insanlarımız hala bu tür yollara başvuruyorlar?” sorusunu, çok kısa bir zaman içinde yukarıda bahsi geçen her cümleyi açarak açıklamak kolay olmamaktadır. Buradan gidecek olursak, “…Kendi kültürümüzü veya kültür yapımızı tanımak suretiyle, kendi toplumumuzda birey ve grup davranışlarını kontrol eden mekanizmayı daha iyi tanıyacağımız açıktır: Böylece bir takım kültür problemlerimizi çözmekte gerekli dayanaklara sahip olabileceğimiz kabul edilmelidir…” (Erdentuğ, 1972: 6)
Sayın Hocam Erdentuğ’un yukarıdaki ifadesi bize hemen her bilim dalıyla ilişkisi bulunan geleneksel kültür değerlerinin, ilgili bilim dallarından mezun olanlar tarafından da bilinmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Bu durum siyasiler başta olmak üzere, özel veya kamu kurumlarındaki çalışanları öncelikli olarak ilgilendirmektedir. Sonuçta toplumu ilgilendiren her konuda, öncelikle ilgili toplumun kültürel özelliklerinin bilinmesi gerekliliği, gereksiz çatışma, zaman ve para israfının da önüne geçecektir.
Halk hekimliği, folklorik tıp, halk tıbbı, geleneksel tıp gibi adlarla anılan ve genel olarak halk arasında oluşan sağlık/hastalıkla ilgili uygulamalar Anadolu’da oldukça zengindir. Çok fazla ve dağınık olan her yerleşim yerine modern sağlık hizmetlerinin ulaşımının zorluğu yanında, halkın maddi durumu ve hepsinden önemlisi gelenek ve görenekler halk hekimliği uygulamalarına gerekçe olmuştur. Bu durum, hastanelerden, sağlık ocaklarına kadar modern sağlık hizmetlerinde çalışan personelin ve çalışmalarının verimliliği ile halkla ilişkileri arasında doğrudan bir bağlantının doğmasına neden olmaktadır. Kısacası modern sağlık personeli, bulundukları yörelerdeki insanların kültürlerini ne kadar iyi tanırlarsa çalışmaları da o kadar başarılı ve verimli olmaktadır.
Halk hekimliği ile ilgili Anadolu’nun hemen her yöresinde gerçekleştirilmiş çalışmalar mevcuttur. Ancak özellikle geleneksel tutum ve davranışların çok ağır olarak işlediği yörelerde, modern sağlık personeli ile konu uzmanı sosyolog, antropolog, etnolog veya halkbilimciler arasında işbirliği yapılmasında yarar görülmelidir. Ana-çocuk sağlığı, doğum kontrolü gibi öncelikli ve önemli projelerde bu durum daha da önem kazanmaktadır.
Eczacılıkla ilgili etnobotanik çalışmaların kaynağını oluşturan ve halk arasında çeşitli hastalıklara karşı kullanılan bitkilerin etken maddelerinin analizi, bu bitkilerin çeşitli hastalıkların geleneksel tedavileriyle uyuşup, uyuşmadığı, analizler sonucunda hangi hastalıkların tedavilerinde etkili olabilecekleri gibi konularda önemli ilerlemeler sağlanmıştır.
Günümüzde halk hekimliğinden modern tıbba doğru bir yönelme olmakla birlikte, özellikle zihinsel hastalıklar ve kısırlık gibi konularda eren/evliya mezarlarını ziyaret etme başta olmak üzere, bazı hastalıklarda da geleneksel uygulamaların devam etmekte olduğu görülmektedir.
Konunun Antalya yöresindeki durumunun üç ana başlık altında aktarılması uygun bulunmuştur. Bazı araştırmacılar ilk iki başlığı farklı bakış açılarıyla sınıflandırmışlarsa da, konunun daha iyi anlaşılabilmesi ve sağlık/hastalık üzerinde belirsiz, doğrudan hastalıkla ilgisi bulunmayan veya olumsuz etkileri olabilecek uygulamaların ayırt edilebilmesi amacıyla böyle bir yol izlenmiştir.
RASYONEL GÖRÜNÜMLÜ UYGULAMALAR
Geleneksel Droglar
Arpacık: Sıcak bir ekmek parçası göz üzerine konur. (Bayat, 1992: 47)
Akciğer: Sabahları aç karnına bir kaşık tuzsuz tereyağı, bal, zeytinyağı ve bir yumurta sarısı içilir. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 343)
Baş Ağrısı: Isırgan otu dövülüp, deve dışkısı ile karıştırılarak pişirilir ve ılık olarak başa sarılır. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 343)
Boğaz Ağrısı: Çam püsesi (Kara Hekim) sürülen bir bezin üzerine bal konup, deve veya koyun yünü ile birlikte boğaza sarılır. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 343-344)
Göz Ağrısı: Göz çevresine siyah boya sürülür. (Bayat, 1992: 53)
Kaşıntı: Tuzlanmış deve idrarı sürülür. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 346)
Kemik Sızısı: Ağrılı bölgeye keçi kılı sarılır. (Gönenç, 2011: 53)
Sıçak Kurdu: Yörükler arasında (Sıçak) adı verilen bir sineğin göz, kulak ve ağıza bıraktığı ve ağrılara sebep olan kurtçuklardan kurtulmak amacıyla, (Kurt Otu) veya (Sıçak Otu) adı verilen bir otun kurutulan tohumları balmumu ile karıştırılarak, hamur haline getirilir. Karışım, kızgın bir metal kap içinde, kaynar su dolu bir kabın içine bırakılır. Hasta başına bir örtü geçirerek, karışımın buharını içine çeker ve kurtçukların suya düşmelerini bekler. (Ak, 2017: 397)
Yörede Yetişen ve Tedavide Kullanılan Bitkiler
Ada Soğanı (Urginea maritima L.) Çok yıllık, soğanlı, beyaz çiçekli bitki. Soğanlarının tedavide kullanıldığı belirtilmektedir. (Baytop, 1994: 21)
Andız (Juniperus drupacea Lab.) Kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaç olup, meyvelerinden hazırlanan pekmez kuvvet verici, odunundan çıkarılan katran antiseptik olarak kullanılır. (Baytop, 1994: 31)
Deniz Üzümü (Ephedra campylopoda) Sarkık dallı, tırmanıcı bir bitki. E. Distachya L. türünün dallarının terletici olarak ve romatizma ağrılarına karşı kullanıldığı belirtilmektedir. (Baytop, 1994: 89) Fot.
Diş Otu (Ammi visnage L.) Yörede (Hilal Otu) olarak da bilinmektedir. (Öztek, 1992: 71) Bir, iki yıllık, 20, 100 cm boyunda, beyaz çiçekli bitki. Meyveleri kurt düşürücü, çiçeklerinin sapları ise kürdan olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 92) Fot.
Elma Yağı (Oleum Salviae trilobae) S. fruticosa Miller türünün yapraklı ve çiçekli dallarından su buharı distilasyonu ile elde edilir. Sarımsı veya renksiz, özel kokulu olup, yakıcı bir tadı vardır. Gaz söktürücü, midevi, idrar artırıcı etkileri vardır. (Baytop, 1999: 142-143) Yörede çocuklardaki karın şişliğinde karnına elma yağı sürülür veya ağzına bir damla elma yağı damlatılır. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 47)
Güz Çiğdemi (Colchicum variegatum L.) Sonbaharda çiçek açan zehirli bitkilerdir. Bu türün yumrularının Romalılar döneminde müshil olarak kullanıldığı belirtilmektedir. (Baytop, 1994: 127) Fot.
Isırgan (Urtica pilulifera L.) Bir yıllık, 30, 100 cm. boyunda bir bitki. Tohumları aktarlarda ısırgan tohumu veya kara ısırgan tohumu adı altında tedavi amaçlı satılmaktadır. (Baytop 1994, 139)
Mayıs Papatyası (Matricaria chamomilla L.) Bir yıllık, 10, 45 cm boyunda, beyaz çiçekli bitki. İnfüzyonu midevi olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 222) (Çubukçu, Özhatay, 1987: 106)
Mevzek Otu (Delphinium staphisagria L.) İki yıllık, tüylü, 30, 100 cm. boyunda, mavi çiçekli zehirli bir bitkidir. Tohumları bitlere karşı kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 207) Fot.
Cennet Çiçeği (Helichrysum graveolens L.) Yörede Mantıvar, Mantuvar Çiçeği, Sarı Çiçek, Sarı Savran olarak da bilinmektedir. Çok yıllık, tüylü ve sarı çiçekli bir bitki. Kaynatılan bitkinin suyu kulak ağrısında kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 220) (Çubukçu, Özhatay, 1987: 105) (Çubukçu, 1992: 74)
Sarısabır (Aloe vera L.) Çok yıllık, etli yapraklı, sarı çiçekli bir bitki. Demre tiyatro harabelerinde bulunmaktadır. Yapraklarından elde edilen sıvı müshil olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 238) Fot.
Şahtere (Fumaria officinalis L.) Bir yıllık, parçalı yapraklı, pembe veya beyaz çiçekli bitki. Karaciğer hastalıklarında kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 255) (Çubukçu, Özhatay, 1987: 108)
Şal Kabağı (Cucumis trigonus) Bir yıllık, otsu, sürünücü, sarı çiçekli bir bitki olup, 2, 4 cm. çapında, kavun görünümünde meyveleri vardır. Müshil olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 256) Fot.
Şeytan Keleği (Ecballium elaterium L.) Çok yıllık, sarı çiçekli bitki. Meyvelerinden elde edilen su, sinüzite karşı kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 102) (Çubukçu, Özhatay, 1987: 107)
Yarpuz (Mentha pulegium L) Yaygın ismiyle nane. Çok yıllık, tüylü, mor veya morumsu beyaz çiçekli bitki. İnfüzyonu midevi olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 213) (Çubukçu, Özhatay, 1987: 108)
Yavşan (Artemisia absinthium L.) Bir, iki veya çok yıllık, kırmızı veya sarı çiçekli bitki. İnfüzyon ve dekoksiyonu antispazmatik ve iştah açıcı olarak kullanılmaktadır. (Baytop, 1994: 282) (Çubukçu Özhatay, 1987: 105)
Kırık, Çıkık
Bilgi ve hünerin daha çok ön plana çıktığı kırık, çıkık tedavileri, yörede modern tedavi ile birlikte yürütülmektedir. Kemiklerin el ile hissedilebildiği durumlar, kırık tedavilerinde önemli bir gösterge olarak belirtilmektedir. Çene, boyun, omuz, parmak, bilek, dirsek, ayak tarak kemiği, kalça, kuyruk kemiği çıkıkları yanı sıra bacak, köprücük kemiği kırıkları ile ilgili uygulamalar mevcuttur. (Gönenç, 2011: 61-65)
Köy Ebeleri
Bilgi ve hünerin önem kazandığı diğer bir halk hekimliği uygulaması da özellikle küçük yerleşim yerlerinde doğumu yaptıran ve genellikle (ebe) olarak adlandırılan orta ve daha yaşlı kadınlardır. Modern sağlık ebelerinden daha çok tercih edilebilen söz konusu köy ebelerinin Antalya yöresinde de yakın zamanlara kadar etkili oldukları görülmektedir. Örneğin Gazipaşa’da yaşlı kadınların yanı sıra, hamile kadının annesi veya kayınvalidesinin de doğumu yaptırabildiği ve bu nedenle bu kişilere de (ebe) diye hitap edildiği belirtilmektedir. (Emen, 2015: 30)
İRRASYONEL GÖRÜNÜMLÜ UYGULAMALAR
Bazı Tedavi Uygulamaları
Arpacık:
-Köpeğin su içtiği kaptaki su ile göz yıkanır. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 345)
-Arpacığı ilk gören göze yedi fiske vurur. Daha sonra göz köpek yalağında yıkanır. (Akseki) (Akçiçek, 1992: 20)
“Anadolu’da yaygın olarak (İt Dirseği) olarak da bilinen hastalıkla, köpek arasında kurulan sempatik büyüsel ilişki, tedavide de köpeğin kendisinin veya köpekle ilişkili objelerin kullanılmasını gündeme getirmekte, bu haliyle uygulama taklit ve temas ilkeli büyüsel bir işleme bürünmektedir. Ayrıca (yedi) sayısının majik olduğuna inanılan gücünden de yararlanılmaya çalışılmaktadır.”
Aydaş: (Ilgın Ağacı) nın yapraklı dalı suda kaynatılır ve aydaş kişi bu su ile yıkanır. (Alanya) (Gönüllü, 1996: 125)
“Rasyonel bir uygulama olarak görünmekle birlikte, aydaş yani zayıf, gelişemeyen kişinin söz konusu hastalığının tedavisiyle ilgili bitkinin kaynatılan suyu arasında doğrudan bir ilişki bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilgili ağaçla, kişi arasında sempatik bir ilişki kurularak, temas büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır.”
Cilt Hastalıkları: Gazipaşa İlçesi Bakılar Mahallesinde bulunan Dilan Çeşmesinin suyunun özellikle cilt hastalıklarına iyi geldiği belirtilmektedir. Hastalar çeşmenin suyunu ve önünde bulunan çamuru yaralı bölgelerine sürerek şifa bulmaya çalışırlar. (Emen, 2015: 40)
“Suyun arındırıcı olduğuna inanılan gücünden yararlanmaya yönelik uygulamada, ayrıca temas büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır.”
Çocuk Talebi: Mehmet adlı yedi evden toplanan çivilerin bir demircide eritilmesi ile elde edilen bilezik takılır. (Davulcu, 2015: 33)
“Dini bir unsur olan (Mehmet) ile majik güçleri olduğuna inanılan (yedi) sayısı ve (demir) madeni kullanılmakta ve bu görünümüyle uygulama, dinsel/büyüsel (temas) bir görünüme bürünmektedir.”
Guatr: Taze, küçük yeşil ceviz aç karnına yutulur. (Akseki) (Sarı, Başağaoğlu, 1992: 233)
“Cevizde sembolleştirilen guatr hastalığı, taklit ve temas büyüsü yardımıyla iyileştirilmeye çalışılmaktadır.”
Kırk Basması:
-Baskına uğradığına inanılan çocuk, baskına sebep olduğuna inanılan kişinin giysisinin bir parçasının tütsüsüne tutulur. (Alanya) (Kalafat, 1996: 267)
-Kırk bastığına inanılan çocuk için bir kaba kırk taş konur ve yumurta kabuğu ile kırk defa su ilave edilerek, çocuğun başına dökülür. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 14)
“Birinci örnekte bir durumun, tersine bir durumla düzeltilmesine yönelik allopatik büyü işletilmeye çalışılmaktadır. İkinci örnekte ilgili hastalıkla sempatik bir bağ kurulan (kırk) sayısının büyüsel olduğuna inanılan gücünden yararlanılmaya, beraberinde sempatik büyü işletilmeye çalışılmaktadır.”
Kızamık: Hastaya üzüm pekmezi içirilir. (Alanya) (Gönüllü, 1996 c: 346)
“Hastalığın fiziki görünümü ile pekmez arasında sempatik bir ilişki kurularak, taklit ve temas büyüleri işletilmeye çalışılmaktadır.”
Kolay Doğum: Doğum sancısı sırasında kadın, kolay doğum yapan bir kadının elinden su içer. (Alanya) (Gönüllü, 1996: 23
Konuşması Geciken Çocuk:
-Çocuğa, kanaryanın su kabından su içirilir. (Tanal, 2013)
-Çocuğa keçi çanından su içirilir. (Gönenç, 2011: 48)
Köstek Vurma: Yürümesi geciken çocukların ayaklarına bağlanan mavi boncuklu ip makasla kesilir. İpi kesen kişi, çocuğa hafif bir tokat atar. Bunun üzerine çocuk ağlayarak anne ve babasına gitmeye çalışır. (Alanya) (Yetkin, 1996: 235)
“Her üç uygulamada da sempatik büyünün teklit ve temas ilkelerinin işletilmeye çalışıldığı görülmektedir.”
Nazar:
-Yörükler develerini zararlı güçlerden korumak amacıyla havıdını (Dağan Ağacı) ndan yaparlar, ayrıca yayla göçü sırasında her devenin havıdına bir dal (Zakkum) takılır.
-Zararlı güçlerden korunmak amacıyla kişiler (Çaltı Dikeni) nin bir parçasını üzerlerinde taşırlar veya kaynatıp suyunu içerler. Çaltı Dikeni aynı zamanda hayvanları nazardan korumak amacıyla kullanılmaktadır. (Alanya) (Gönüllü, 1996: 124)
“Kutsallaştırılan bitkilerden temas büyüsü yardımıyla yararlanmaya yönelik uygulamalardır.”
Siğil: Vücudunda siğil olanlar, siğili kanattıktan sonra (İncir Ağacı) nın yaprağının sütünü siğile sürüp, dua okuyarak yaprağı tenha bir yere bırakırlar. Ayrıca (Mersin Ağacı) nın gövde veya dallarındaki yumru kesilip, siğilin üzerine sarılır. Birkaç gün sonra sargı açılıp, yumru tenha bir yere bırakılır. (Alanya) (Gönüllü, 1996 a: 124)
“Yaprakta ve yumruda sembolleştirilen siğilin, ilgili objelerin kuruması ile birlikte yok olacağı inanışına yönelik taklit büyüsü esaslı uygulamalardır.”
Şeker: Korkuteli İlçesi, Sürekler Köyünde bulunan Şeker Suyundan içilir. (Gönenç, 2011: 60)
“Genellikle bir söylence nedeniyle kutsallaştırılan su kaynağından temas büyüsü yardımıyla yararlanmaya yönelik bir uygulamadır.”
Temriye:
-Bir söğüt dalının ucu sivriltilerek yaranın etrafı çizilir ve dal duvara asılır. Dal kurudukça, yaranın da kuruyacağına inanılır. (Tanal, 2013)
-Vücudunda yara olanlar, Alanya Güller Pınarı Mahallesinde bulunan Temriye Suyundan üç Çarşamba günü yaralarına sürüp, dua okurlar. (Gönüllü, 1996 b: 239)
“Taklit ve temas esaslı büyüsel uygulamalardır.”
Trahom: Yeni doğmuş fare yavrusunun kavrulup, dövülmesiyle elde edilen toz göz kapaklarına sürülür. (Bayat, 1992: 51)
“Bir durumun, tersine bir işlemle etkilenmesine yönelik allopatik büyüsel bir uygulamadır.”
Uyuz: Korkuteli İlçesi, Küçükköy yaylasında bulunan Uyuz Çayında yıkanılır. (Gönenç, 2011: 61)
“Temas büyüsü esaslı bir uygulamadır.”
Uzun Ömür:
-Kişiler bu amaçla, (Mersin, İncir, Keçi Boynuzu, Ardıç, Çınar, vb.) ağaçların gövdelerine kendilerinin veya sevdiklerinin adlarını kazırlar. (Alanya) (Gönüllü, 1996 a: 124)
-Yeni doğan çocuk anne veya babasından hangisini ilk olarak söylerse onun ömrünün uzun olacağına inanılır. (Alanya) (Yetkin, 1996: 235)
“Birinci örnekte uzun ömürlü ağaçlarla, uzun yaşam arasında sempatik bir bağ kurularak temas büyüsü işletilmeye çalışılmakta; ikinci örnekte ise çocuğun ifadesi ile uzun yaşam arasında bir ilişki kurularak taklit büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır.”
Verem: Köpek pisliği, badem içi, ayçiçeği, kabak çekirdeği, çocuk göbeği, eşek sütü, nöbet şekeri, yağ, kırk çeşit baharat dövülüp, macun halinde yenir. (Akseki) (Akçiçek, 1992: 22)
“Hastalığın tedavisiyle ilişkisi bulunmayan objeler, (kırk) sayısının büyüsel olduğuna inanılan gücüyle birlikte kullanılarak, temas büyüsü işletilmeye çalışılmaktadır.”
Yara: Vücudunda yara olan çocuklar için yaşlı bir kadın bir bezi yaralara sürüp, çiviyle (Çınar Ağacı) na çakar. (Alanya) (Gönüllü, 1996 a: 124)
“Bezde sembolleştirilen yaranın iyileştirilmesine yönelik taklit ve temas esaslı bir büyüsel işlemdir.”
Yel: Yel hastalığı olanlar, namaz kılıp, Alanya Dere Köyünde bulunan Yel Suyunu ağrılı yerlerine sürerler. (Gönüllü, 1996 b: 239)
“Dinsel/büyüsel görünümlü bir uygulamadır.”
Kutsal Sayılan Ziyaret Yerlerindeki Uygulamalar
Ardıç Ağacı: Alanya Kadıyakası ve Samsa Yaylası arasındaki bir mevkide bulanan ardıç ağacı Yörükler tarafından düzenlenerek, etrafı taşlarla çevrilmiştir. Çocuğu olmayanlar ve altına kaçıran çocuklar getirilmektedir. Çocuğu olmayan kadınlar taş yığını arasındaki bir oyuğa soktukları ellerine bir şey gelirse çocuklarının olacağına inanırlar. (Gönüllü, 1996 a: 124)
Çınar Ağacı: Vücudunda yara olan kişiler, bir bez parçasını yaralarına sürüp, dua okuyarak, Alanya Gümüşgöze (Sirge) Köyünün mezarlığında bulunan çınar ağacına bir çiviyle çakarlar veya ağacın dalına bağlarlar. Daha sonra ağacın etrafını üç kez dolaşıp, ağacın dibine para bırakırlar. Ayrıca ağacın bulunduğu yerdeki toprak yaraya sürülür. Bu işleme yörede “Çakma Yara” adı verilmektedir. (Gönüllü, 1996 a: 124)
Çınar Ağacı: Kaş İlçesi, Sütleğen Köyü, Karacaeş Gediğinde bulunan mezar topluluğu içindeki çınar ağacına hastaların giysilerinden bir parça bağlanır. (Ergun, 2004: 845)
Dut Ağacı: Demre İlçesi, İçme Suyu Mevkiinde bulunan Çay Ağzı kaynak suyu ile birlikte, yanındaki dut ağacı da kutsal sayılmaktadır. Konuşması geciken veya altını ıslatan çocuklar buraya getirilerek, giysilerinden bir parça ağacın dallarına bağlanır. (Ergun, 2004: 616)
Korkut Ata Mağarası: Korkuteli’nde bulunan mağaraya çocuğu olmayan kadınlar giderek, uykuya yatarlar. (Gönenç, 2011: 9)
Koru Dağı: Gazipaşa İlçesinin Koru Mahallesinde bulunan Koru Dağını, özellikle çocuğu olmayanlar ziyaret etmektedirler. Burada uyuyan ziyaretçilerin rüyalarında civcivi olan tavuk gördükleri taktirde çocuklarının olacağına inanılmaktadır. (Emen, 2015: 39)
Meşe Ağacı:
-Kaş İlçesi, Kemer Köyündeki mezar topluluğu içinde bulunan meşe ağacı kutsal olarak görülmektedir. Çocuğu olmayan kadın, çocuklu üç kadın tarafından bütün gün ağaca bağlanır ve dua edilir. Daha sonra serbest bırakılan kadın, akşam kocasıyla cinsel temasta bulunur.
-Çocuğu yaşamayan kadın, çocuğu olan bir kadını ağaca bağlar. Diğer bir kadın gelerek kadını serbest bırakır. Çocuğu olmayan kadın arkasına bakmadan eve gider. (Ergun, 2004: 845)
Üç Ardıç Ağacı (Mıhlı Ardıç): Alanya Şıh Köyünün Göktekeli Yaylasında bulunan ardıç ağaçlarına yoldan geçenler kendilerine veya hayvanlarını zararlı etkenlerden korumak amacıyla bir çivi çakıp, bir bez parçası veya deve tüyü bağlarlar. (Gönüllü, 1996 a: 124)
Ocaklar
Egzema/Siğil Ocağı: Ocaklı, mor renkli bir kalemin ucunu tükürüğüyle ıslatarak egzema veya siğilin üzerini çizer. (Gazipaşa) (Emen, 2015: 36-37)
Kemre Ocağı: Bir çeşit cilt hastalığında ocaklı bir miktar ıslak külü avucuna alıp, dualar okuyarak hastalıklı bölgeye sürer. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 69)
Korku Ocağı: Halk arasında (korku hastalığı) veya (yürek kalkması) olarak bilinen hastalıkta ocaklı habersizce “Yerin değil, yurdun değil uç.” diyerek bir kurban kalbini hastanın iki kürek kemiğinin ortasına vurur. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 69)
Kurşun Dökme Ocağı: Özellikle nazara karşı yapılmakta olup, bir tavada eritilen kurşunun suya döküldüğünde oluşan şekillere göre yorum yapılmasıdır. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 68)
Silme Ocağı: Arpacık, kaşıntı, akıntı gibi göz hastalıklarında ocaklı, (Silme) adı verilen bir işlemle kendi saçına üç kez tükürdükten sonra, dualar okuyarak bu saçla hastanın gözünü siler. (Gazipaşa) (Emen, 2015: 37)
Yılancık Ocağı: Alanya, Karakocalı Köyünde bulunan ocağa giden hastanın ağrılı bölgesine yılancık taşı konur. Hastalık varsa taşın duracağına inanılır. Daha sonra ağrılı bölgenin üzerine kırmızı bir bez örtülür. Ocaklı dua okuyarak, elindeki bıçağın keskin tarafını, taş düşünceye kadar, vücuda bastırır. (Yılancık Kıyma) olarak adlandırılan bu işlem, üst üste üç Çarşamba tekrarlanır. (Gönüllü, 1996 d: 429)
Yürek Darlığı: Porselen bir tabağa çeşitli dualar yazılarak gerçekleştirilen bir işlem çerçevesinde ocaklılara çanak yazdırılır. Hasta, belli günlerde bu çanaktan su içer. (Alanya) (Gönüllü, 1996 b: 239)
Türbe, Yatır, vb. Ziyaret Yerlerindeki Uygulamalar
Çığlık Tekkesi: Merkez köylerinden Çığlık Köyü mezarlığı içinde olup, bir yatırın olduğuna inanılmaktadır. Çocuğu olmayan kadınlar ve sara hastaları tarafından ziyaret edilmektedir. (Ergun, 2004: 736)
Pirce Alaaddin Sultan Türbesi: Alanya, Şıhlar Köyündedir. Daha çok psikolojik rahatsızlığı olanlar ve çocuğu olmayanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Dilekleri gerçekleşenler türbe önünde kurban keserler. (Güneylioğlu, 1992: 63)
“Ağaçlar, mağaralar veya dağlarla ilgili uygulamaların temelinde, söz konusu yerlerin kutsal olarak görülmesi inancı yatmaktadır. Bazen çeşitli söylencelerle kutsallaştırılan bu tür yerlerdeki uygulamalar genellikle ilgili objelerle temas etmeye yönelik sempatik büyünün temas ilkesinin işletilmesine yöneliktir. Bazen sayı büyüsünün de devreye girdiği uygulamalar, dua ve kurbanla birlikte dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedirler.
Hayatta iken yaptıkları işlerle toplumun saygısını kazanan kişilerin öldükten sonra da sahip olduklarına inanılan güçlerinden yararlanmaya yönelik inanış, türbe ve yatır ziyaretlerindeki genellikle temas büyüsü ile ilgili uygulamalara açıklık getirmektedir. Bu inanışa bağlı olarak kutsallaştırılan kişinin mezarı başta olmak üzere, mezarın bulunduğu yapı, çevresi, yakınında bulunan su kaynağı, ağaçlar ve toprak da kutsallaştırılmakta ve yine temas büyüsü yardımıyla çeşitli hastalıklarda yararlanılmaya çalışılmaktadır. Burada da gerçekleştirilen dua ve kurban motifleri ile uygulamalar dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedirler.
El alma şeklinde işleyen ocaklar ve ocaklıların çeşitli güçlerle donatıldığına yönelik inanış, bu ocakların aynı zamanda çeşitli söylencelerle şekillenebilen bazı hastalıklarla ilişkilendirilmesine ve zamanla ilgili hastalıklarla birlikte anılabilmesine sebep olmaktadır. Bu gibi yerlerde de ocaklı ve ocaklının mekanında var olduğuna yönelik güçten yararlanmaya yönelik temas büyüsü işletilmeye çalışılmakta, aynı zamanda dua, vb. işlemlerle uygulamalar dinsel/büyüsel bir görünüme bürünmektedir.”
DEYİŞLER
Apraz: Yüzdeki siyah lekeler.
Artık Diş: Düzgün olmayan diş.
Asak: Topal, aksak.
Aylı Günlü: Gebe, doğumu yakın.
Bağ, Bağa: Guatr.
Bakanak: Göz, gözbebeği.
Bakınmak: Hekime muayene olmak, tedavi olmak.
Baş Vermek: Çıbanın olgunlaşması.
Bertikmek, Bertilmek: İncinmek, burkulmak.
Bıcırgan, Bıçılgan, Biçik: Sulu Yara.
Bicik: Meme, meme başı.
Bilik: Erkek cinsel organı.
Bilyor: Erkeklik bezi, testis.
Bödelek: Böbrek.
Burü: Kambur.
Bülük: Erkek çocuk cinsel organı.
Can Tahtası: Göğüs kemiği.
Cidav, Cindal: Omuz başı, kürek kemiğinin üstü.
Çelek: Şaşı.
Çenet: Kalça.
Çıbarmak: Darbe sonucunda derinin kızarması.
Çımkışmak: Uyuşmak, ürpermek.
Çiyin: Omuz.
Çot: Kötürüm, çolak.
Çotum: Kalça.
Davdallamak: Başı dönmek.
Dayfalmak: Bulantı, bayılmak.
Debik: Yarı topallık.
Develemek: Kaşınmak.
Dıkam: Tırnak.
Dirimlik: Sağlık, hayat.
Dişemek: Çocuğun diş çıkarması.
Domalan: Zehir.
Donulmak: Donmak.
Döş: Göğüs.
Döyüm: Yara açıcı bitkiden yapılan ilaç.
Dukur: Sağır.
Duma, Dumağ, Dumağı: Nezle, grip, bronşit.
Eye: Kaburga kemiği.
Fınlamak: Kulağın çınlaması.
Fili: Uyluk kemiği.
Gotmak: Yara kabuğu.
Göde: Gebe.
Güpmek: Düşmek.
Hastacıl: Hastalıklı.
Hırnavuklu: Hastalıklı, zayıf.
Hunnayıcı: Gebe.
İlancık: Yılancık.
İnce Arı: Verem.
İneze: Hastalıklı, cılız.
İrep: Hastalık.
İşenik: Sidik.
İtdirse, İtdirseği: Arpacık.
Kansırıklı: Öksürüklü, hastalıklı.
Kara Kabar: Ayak altındaki şişlik.
Karakmak: Ses kısılması.
Kara Kuzgun: Hastalıktan yüzü sararan.
Karıkmak: Sesi kısılmak.
Kavsara: Öksürük.
Kaysak: Yara, çıban kabuğu.
Kekeç: Kekeme.
Kırıtmak: Üşümek, titremek.
Kolak: Çolak.
Küt Olmak: Kötürüm olmak.
Mahaklı: Çok öksürme.
Malak: Yüz, alt dudak.
Meke, Mekiş: Alt çene, çene kemiği.
Memek: Meme.
Naşal: Kör.
Nini: Gözbebeği.
Orlamak: Yaranın sulanması.
Öğümek: Midesi bulanmak, kusmak.
Ölçüm: Hekim.
Ölet: Öldürücü hastalık salgını.
Öleze: Çok zayıf.
Ölümsek: Sağlıksız, ölecekmiş gibi.
Ötürük: İshal.
Ötürük Tutmak: İshal olmak.
Parsıldamak: İnsan veya hayvan kalbinin hızlı çarpması./ Can çekişmek.
Patan: Ayak, bacak.
Pataz: Avuç.
Pot: Testisleri şişmiş kişi.
Punta: Zatüree.
Pürtelelemek: Çıbanın akmaya başlaması.
Sakat: Çıban, yara kabuğu.
Sarartma: Hastalıklı, cılız.
Savak: Beli kırık insan veya hayvan.
Sayru: Hasta.
Sepmek: Hastalığın bulaşması.
Singel: Sindirimi kolaylaştıran.
Sınık: Kırık, çıkık.
Sırıncımak: Hastanın acıya dayanması.
Sıtmak: İçi sıvı veya irin dolu yarayı patlatmak.
Siğiştirmek: Sindirmek, hazmetmek.
Soğuklama: Soğuk algınlığı.
Somak: Boğaz, boyun.
Sökel: Humma, ateşli hastalık.
Süğsün, Süksün: Ense.
Sürgün: İshal.
Şali: Şaşı.
Şele: Ense.
Teleme: Hastalık sonrası iyileşme dönemi.
Temrel: Temriye, deri hastalığı.
Terletme: Zatülcenp, plörezi.
Tılak: Karnı şiş, sıtmalı kişi.
Tırak: Kel.
Tırtış: Zayıf, cılız.
Tulumkabaşı: Kabakulak.
Ud Yeri: Üreme organı.
Urama: Ur, şişlik.
Uvunmak: Bayılmak.
Yapyapan: Tatarcık.
Yaydal: Ayakları dışa dönük basan.
Yoz: Kısır.
Zincir Kemiği: Bel kemiği.
SONUÇ
Hızlı bir değişimin yaşandığı Yörüklerde sağlık konusundaki tutumlarda da önemli bir değişimin başladığına dikkat çeken meslektaşım Sayın Prof. Dr. Tülay Er, doğum kontrolü gibi birçok sağlık sorununda modern tıbbi yöntemlerden yararlanıldığını belirtmektedir. Ancak “Doktor hastalığı hocadan, hoca hastalığı doktordan iyileşmez.” yargısı çerçevesinde, üç ayrı yöne konulan bıçak veya makasla dilek tutularak, bunlardan hangisi paslanırsa, onu simgeleyen hocaya gidilerek hastalıkların tedavi edilmeye çalışıldığı da görülmektedir. (Er, 1996: 364)
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus halk arasında hastalıkların (doktor) veya (hoca) hastalığı olarak tasnif edilerek, başka bir deyişle rasyonel tedavi ile irrasyonel tedavi karşılaştırılmaktadır. Burada doktor/hasta ilişkisi çok önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla doktordan yeterli ilgiyi göremediğini hisseden hasta kolaylıkla hoca tedavisine yönelebilmektedir.
Konuyla ilgili bir başka husus geleneksel tedavi uygulamalarında kanser, verem gibi hastalıkların tıp doktoruna bırakıldığıdır. Buna karşılık başta sarılık, kızamık, arpacık, siğil nazar olmak üzere, çeşitli hastalıklarda yoğun olarak dinsel/büyüsel uygulamalar devreye girmektedir. Kırık-çıkık durumlarında da yine tıp doktorundan daha çok, kırık/çıkıkçılar tercih edilmektedir. Bu durumu Anadolu’nun geneli için söylemek mümkündür.
Yörüklerin çocuklarının güzel ve şehirlilerin çocuklarının çirkin olmalarıyla ilgili olarak, bir bakıma Yörük yaşamı ile dolaylı olarak sağlık/hastalık arasındaki bağlantıyı anlatan bir hikayeye göre, şehirli hamile kadının kediye, köpeğe, Yörük kadınının ise devenin gözüne, kekliğe bakmasından dolayı çocuklar güzel veya çirkin olmaktadır. (Korkuteli) (Gönenç, 2011: 11)
Halkın modern sağlık hizmetlerine yaklaşımı ile ilgili olarak Korkuteli İlçesini örnek vermek gerekirse hastanenin uzak olması, yeterli gelire sahip olunmaması ve daha önceki hastalıklarda geleneksel yöntemlerin kullanılıp, fayda görülmesi gibi görüşler, halkın genellikle folklorik tıbbı daha çok benimsemelerini açıklamaktadır. (Gönenç, 2011: 45)
KAYNAKÇA
-Ak, M. (2017). Yörüklerde Halk Hekimliği. www.jasstudies.com (ET: )
-Akçiçek, E. (1992). “Anadolu Halk Hekimliğinde (Köpek) İle İlgili Olarak Tatbik Edilmiş Ampirik Uygulama ve Tedavi Usulleri”. IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, IV. Cilt, Gelenek, Görenek, İnançlar, 06-11 Mayıs 1991, Antalya, s. 15-24.
-Bayat, A.H. (1992). “Anadolu Tıbbi Folklorunda Göz Hastalıkları”. IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, IV. Cilt, Gelenek, Görenek, İnançlar, 06-11 Mayıs 1991, Antalya, s. 43-58.
-Baytop, T. (1994). Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
-Baytop, T. (1999) Türkiye’de Bitkiler İle Tedavi. İstanbul: Tayf Ofset.
-Çubukçu, B. ve Özhatay, N. (1987). “Anadolu Halk İlaçları Hakkında Bir Araştırma”. III. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, IV. Cilt, Gelenek, Görenek ve İnançlar, 23-28 Haziran 1986, İzmir, s. 103-115.
-Çubukçu, B. (1992). “Ölmez Çiçek (Mantuvar) ve Türk Folklorunda Yeri”. IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, IV. Cilt, Gelenek Görenek ve İnançlar, 06-11 Mayıs 1991, Antalya, s. 73-78.
-Davulcu, M. (2015). Antalya’da Demircilik ve Bıçakçılık Mesleklerine Dair Tespit ve Değerlendirmeler. www.kalemisidergisi.com (ET: )
-Emen, H. (2015). Gazipaşa’daki Geçiş Dönemi ve Halk Hekimliği Pratiklerinde Orta Asya Türk Kültürü ve İnanç Sisteminin Tesirleri. www.academia.edu (ET: )
-Er, T. (1996). “Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Batı Alanya Yörükleri”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1996, s. 359-366.
-Erdentuğ, N. (1972). Türkiye Türk Toplumlarında Kültürel Antropolojik (Etnolojik) İncelemeler. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.
-Ergun, P. (2004). Türk Kültüründe Ağaç Kültü. Ankara: THK Basımevi.
-Gönenç, A. (2011). Antalya İli Korkuteli İlçesinde Halk İnanışları ve Halk Hekimliği. www.acikerişim.selcuk.edu.tr (ET: )
-Gönüllü, A.R. (1996 a). “Alanya Halk İnançlarında (Ağaç) Motifi”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1996, s. 123-125.
-Gönüllü, A.R. (1996 b). “Alanya Halk İnançlarında Su Motifi”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 237-240.
-Gönüllü, A.R. (1996 c). “Alanya Folklorunda Halk Hekimliği”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 343-347.
-Gönüllü, A.R. (1996 d). “Alanya Halk Kültüründe (Al Renk)”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 427-430.
-Güneylioğlu, N. (1996). “Alanya’da Ziyaret ve Ziyaret Yerleri”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 59-66.
-Kalafat, Y. (1996). Türk Halk İnançlarında Hususiyle Doğu Anadolu’da ve Orta Toroslar’da (Kırk) Motifi”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 265-270.
-Örnek, S.V. (1981). Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki. Ankara: DTCF Basımevi.
-Öztek, Z. (1992). Halk Dilinde Sağlık Deyişleri Sözlüğü. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
-Sarı, N. ve Başağaoğlu, İ. (1992). “Türkiye’de Tiroid Hastalıkları ve Tedavisi Üzerine Halk Bilgi ve Uygulamaları”. IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, IV. Cilt, Gelenek Görenek ve İnançlar, 06-11 Mayıs 1991, Antalya, s. 227-240.
-Tanal, Ö. (2013). Antalya’nın Doğum ve Çocuk Büyütme Geleneklerinden Bir Demet. www.oznurtanal.blogspot.com.tr
-Türkdoğan, O. (1991). Kültür ve Sağlık Hastalık Sistemi. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
-Yetkin, H. (1996). “Mahalli Gelenek ve Göreneklerimiz”. Alanya Tarih ve Kültür Seminerleri, Alanya 1992, s. 231-236.
______________________
-01-03 Mart 2018 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen “Uluslar arası Antalya Kongresi” nde sözlü bildiri olarak sunulmuştur.
Fotograf: KAV Arşivi




