Aygar Dağı, Nöbeti Baba’da Yağmur/Şükür Duası
“Aygar Dağı, Nöbeti Baba’da (Evci Köyü, Boğazkale, Çorum) Yağmur/Şükür Duası”
“Nöbeti Ekber’dir dağın ismi
Kaybolmuyor baksana her sene resmi
Gündüzün ortası tam öğlen üstü
Duamızı kabul eyle yarabbi” (1)
Çorum iline bağlı Boğazkale ilçesi civarında bulunan Aygar Dağında her yıl geleneksel olarak yağmur veya şükür duası yapılmaktadır. 1890 yılından beri devam ettiği belirtilen bu geleneği, Boğazkale ilçesine bağlı Evci köyünün şimdi hayatta olmayan büyüklerinden Hacı Hasan Efendi başlatmıştır. Günümüzde de Evci köyü halkının önderliğinde ve civar köylerin katılımıyla bu gelenek sürdürülmekte ve kurak geçen mevsimlerde yağmur; yeterli yağışın gerçekleştiği mevsimlerde de şükür duasına çıkılmaktadır. 26 Mayıs 1991 tarihinde yapılan uygulama, mevsimin yağmurlu olması nedeniyle şükür duası olarak yapılmıştır.
Yeryüzünün hemen her tarafında olduğu gibi, kurak geçen mevsimlerde Anadolu’nun birçok yöresinde de yağmur duası uygulamalarına rastlanmaktadır. Yağmur yağdırma amacı taşıyan bu uygulamaların dışında az da olsa, yeterli yağmur yağdığı zamanlarda da şükür duası yapılmaktadır. Ayrıca beklenenden çok yağmur veya dolu yağdığı durumlarda da, yağmur dindirme uygulamalarına rastlanmaktadır.
Çevresinde çeşitli dinsel ve büyüsel pratiklerin yer aldığı yağmur duası geleneğinin uygulanışı, Anadolu’da küçük farklar dışında, hemen hemen aynı olup, “ Yağmurla şu ya da bu şekilde ilgili olduğu kabul edilen objeleri, sözdeki majik güçten de yararlanarak bir takım işlemler ve törenler içinde kullanıp, yağmur yağdıracak doğa üstü kudretleri olumlu yönde etkilemek. “ (2) temel prensibine dayanmaktadır.
Yağmur yağdırma uygulamalarının temelini, eski bir Türk inancına göre ortaya çıkan ve istenildiği zaman yağmur, kar, dolu yağdırabildiğine inanılan (yada, cada veya yat) adı verilen bir taş oluşturmaktadır. Bu taş Türkler arasında canlı bir varlık olarak kabul ediliyor, kendine göre bir ısısı, sesi olduğuna ve yine kendine göre şekillenip, canlanarak, öldüğüne inanılıyordu. (3), (4)
Kaynaklarda bu taşın özellikleri ile ilgili olarak iki görüşe yer verilmektedir:
“ Yamur, kar ve bazan da don getirmesidir. Bu taşlar, daha çok geyiklerin başlarında, su kuşlarının kursağında, yılanlarda ve öküzlerin karınlarında bulunarak elde edilir. Bu taşların rangi, koyu ve yumruk büyüklüğündedirler. Üzerlerinde de, damar damar çizgileri bulunur.
1 Aygar Dağı Nöbeti Baba’da gerçekleştirilen şükür duası sırasında Evci Köyü imamının hazırladığı dua.
2 ÖRNEK, S.V.: Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki, 96. S.
3 ÖGEL, Bahaeddin: Türk Mitolojisi, II. Cilt., 274, 275 S.
4 İNAN, Abdülkadir: Tarihte ve Bugün Şamanizm, 160. S.
Ele alınınca yaygın olarak bir soğukluk hissedilir. Sallayınca da kulağa taşın içinden bazı sesler gelir. Üç sene kullanıldıktan sonra yavaş yavaş zayıflamağa ve gücü geçmeğe başlar. Bu taşların en iyileri, kendi kendine kuş veya hayvan şekli almış olanlarıdır. Bu taşların kullanılmadıkları zaman, su içine konup muhafaza edilmeleri yaygın bir adettir.” (3)
“ Altay dağlarının buzullu bölgelerinde bulunan bir taştır. Altaylar yada taşlarını kuru ve sıcak yerlerde saklarlar. Kullanacakları zaman taşı buradan alırlar ve işi bittikten sonra yine yerine korlar. Yazın çok sıcaklarda bunalan atlarını serinletmek için taşı atlarının yelelerine asarlar. Kullanmadan önce soğuk suyun içine korlar ve su içinde birkaç gün bırakırlar. Ölen taşları tekrar canlandırmak için hayvan ciğerlerine sararlar.” (3)
Altay şamanistlerinde kamların dışında bulunan yadacıların bu taş ile yağmur, kar, dolu yağdırdığına inanılıyordu.
Yağmur veya şükür duası yapılmasına Evci Köyü muhtarı, köy imamı ve köy ihtiyar heyetinin yaptıkları toplantıda karar verilir ve tarihi tespit edilir. Genellikle bu tarih Mayıs ayına rastlamaktadır. Buna da sebep olarak, ürünlerin suya en fazla ihtiyaç duydukları ayın, Mayıs ayı olması gösterilmektedir.
Tarihin belirlenmesinden sonra, bu tarihten on beş gün öncesinde kırk kadar çevre köye ve ilçe kaymakamlıklarına, kamu kuruluşlarına, belediye başkanlıklarına davetiye gönderilir. Dua gününün cumartesi veya pazara denk getirilerek, kamu kuruluşlarındaki görevlilerin de gelmeleri sağlanmaya çalışılır.
Yağmur veya şükür duasının yapıldığı yer, Yozgat-Sungurlu-Boğazkale sınırlarının birleştiği Aygar Dağının zirvesi olup, burada Nöbeti Baba adında bir şahsın yatırı bulunmaktadır. Bu nedenle duanın yapıldığı yere aynı zamanda “Nöbeti Baba” denilmektedir. Buraya motorlu araçlarla ulaşım 1991 yılına kadar ancak traktörlerle mümkündü. 26 Mayıs 1991 tarihinde yapılan duadan hemen önce yol düzeltilerek, küçük motorlu araçların da buraya ulaşmaları sağlanmıştır.
Yağmur veya şükür duasının yapılacağı gün, sabah erkenden yola çıkılır. Ağır hastalar hariç, köydeki herkes duaya katılır. Saat 09.00’a kadar civar köylerin halkı dağın tepesinde toplanmış olurlar.
Saat 09.00’dan 13.00’a kadar topluluk arasında bulunan önemli şahıslar zaman zaman mikrofona davet edilerek, bunların güncel olaylar hakkında konuşmaları sağlanır. Saat 13.00’da öğlen ezanı okunur. Daha sonra namaz kılınır. Öğlen namazından sonra iki rekat istiska namazı kılınır. Ardından hutbe okunarak, Evci Köyü imamının önderliğinde yağmur duası okunur. Yağmurla ve yağmur yağdırma isteğiyle ilgili dualar olmadığı için, yağmur veya şükür duası uygulamalarında mümkün olduğu kadar konuya yakın dualarla birlikte, Evci Köyü imamının hazırladığı ve bir örneğini (1) yukarıda belirttiğimiz dualar da söylenmektedir. Bu sırada duaya katılan köylerin imamları ayrı bir yerde daire oluşturarak Kur’an okurlar.
Yağmur veya şükür duası uygulaması sırasında ön tarafta çocuklar, onların arkalarında büyükler olmak üzere saf olunur. Kadınlar, erkeklerin gerisinde bir tepe ardında bulunurlar ve birbirlerini göremezler.
Bu çerçevede, Anadolu’da yağmur duası uygulamaları arasında yer alan kırk bir taşa dua okunarak, suya atılması ile yukarıda belirttiğimiz yada taşı arasında bir bağlantı kurulması mümkün görünmektedir. Diğer taraftan yine Başkurtlar arasında yağmur yağdırmak amacıyla birbirini suya atmak, birbirine su serpmek uygulamaları ile Anadolu’da genellikle çocukların yer aldığı yağmur yağdırmaya yönelik ve yaygın olarak (Çömçe Gelin) olarak adlandırılan uygulamadaki büyük tahta kepçeye insanların su serpmesi arasında da bir bağlantı kurulması mümkündür.
Dolayısıyla Anadolu’da yağmur yağdırmaya yönelik uygulamalar, genellikle büyüklerin katılımıyla gerçekleştirilen ve (Yağmur Duası) adını alan uygulamalar ile zamanla çocuk oyunlarına dönüştüğü görüşü doğrultusunda, bir örneğini yukarıda belirttiğimiz (Çömçe Gelin) vb. uygulamalar olarak ikiye ayrılabilmektedir. (5)
Bu uygulamaların birinci bölümünde genel olarak 41’den başlayıp, binlere kadar uzanan sayıda çakıl taşlarına dua okunarak, torbalar içinde suya atılması, yeterince yağmur yağdığına inanıldığında sudan çıkarılması, toplu olarak yüksek bir yerde veya yatır yakınında dua edilmesi, bu sırada elbiselerin ters giyilmesi, ellerin aşağıya doğru çevrilmesi, duadan sonra kesilen kurban etlerinin halka dağıtılması ve ortaklaşa yemek yenilmesi, annelerinden ayrı bırakılan kuzuların, buzağıların meletilmesi, bebeklerin ağlatılması gibi ritüeller görülmektedir.
Söz konusu ana ritüllerin dışında, daha az görülebilen diğer uygulamalar da şunlardır:
– Yılan yakılır (Sivas), öldürüldükten sonra karnı göğe bakacak şekilde gömülür veya ağaca asılır (Balıkesir),
– At kafa tası (Haymana, Sivas, Tokat), insan kafa tası (Hasankale), gavur kafa tası (Sivas), mezardan çıkartılan kemik (Sivas), mezar taşı veya tabut (Of), sal, tavuk, kurbağa (Sivas) suya atılır,
– Suyun değirmenden çıktığı yere iki delikanlıyı atarlar (Isparta), köyün kadınları çobanı akar suya atarlar (Adıyaman, Bingöl, Tunceli), annenin ilk veya tek çocuğunu elbiseleriyle birlikte bir çeşme yalağına batırıp, çıkartırlar (Kütahya)
– Yüksek tepelere muska gömülür (Çankırı)
– Erkek at kafa tasına ayet yazılır (Çorum)
-Yağmur duasına çıkmadan önce 40 boğumlu iki asma dalının her bir boğumuna birer adet olmak üzere 41 yasin okunur. (Denizli)
– Çocukların suyla çok oynamaları sonucunda yağmurun yağacağına inanılır. (Fırat yöresi)
– Kırk küçük taş okunup, Halil İbrahim gölüne atılır. (Urfa)
5 BORATAV, P.N.: 100 Soruda Türk Folkloru, 139. S.
Genellikle çocukların katılımıyla gerçekleştirilen ikinci tür uygulamalarda yaygın olarak (Kepçe Kadın, Çömçe Gelin, Yağmur Gelini) olarak adlandırılan bir kukla, tekerlemeler eşliğinde köyde gezdirilir. Her evin önüne gelindiğinde kadınlar bu kuklanın başına su dökerler ve çocuklara yiyecek veya yemek yapmak için ürün verirler. Bazı yerlerde kuklanın yerine, bir çocuğun gezdirildiği görülmektedir. Daha sonra çocuklar topladıkları yiyecekleri birlikte yerler.
Konuyla ilgili benzer uygulamalar aşağıda belirtilmiştir:
– Annesinin ilki olan çocuk (Kepçecik) olarak adlandırılır ve kukla kılığında evleri dolaşır. (Balıkesir)
– (Göde göde) adı verilen ve yörede kurbağa karşılığı olarak kullanılan uygulamada, çocuklar içinde kurbağa bulunan su dolu bir kovayı gezdirirler. (Samsun, Sinop)
– Bezden yapılmış ve (Godi) adı verilen bir bebek dolaştırılıp, evlerden yiyecek istenir. Evdekiler de bu bebeği ıslattıktan sonra, çocukların isteklerini yerine getirirler. (Kars ve çevresi)
– Çömçe gelin karşılığı olarak (Dodi Dodi, Mulla, Potik) gibi adların kullanıldığı uygulamada, evlerden toplanan yiyecekler bir yatır veya kutsal sayılan bir ağacın altında yendikten sonra, herkes birbirini ıslatır. (Elazığ)
– Çırılçıplak soyulup, üzeri yapraklı ağaç dalları ile örtülen bir çocuk ev ev dolaştırılırken, çocuğun üzerine su serpilir. (Adana)
Duadan sonra her köyün halkı önceden kendileri için ayrılmış olan ve dağın yamaçlarında bulunan farklı bölgelere dağılırlar. Bu bölgeler seneler önce bu köylere ayrılmış olup, yağmur veya şükür duası uygulamalarında devamlı olarak ilgili köyler tarafından kullanılmaktadır.
Buralarda kurbanlar kesilir ve etler kazanlara doldurulup pişirilir. Ayrıca pilav pişirilir. Bunlar pişene kadar geçen sürede köylerin halkı altı-yedi kişilik gruplar halinde sohbet ederler. Etler ve pilav piştikten sonra gruplara dağıtılır ve yemek duasından sonra topluca yenir.
Yemekten sonra malzemeler toplanarak köylere hareket edilir. Halk inancına göre yağmur duasından sonra genellikle yağmurun yağdığı, bazen dua sırasında yağmaya başladığı belirtilmektedir. Uygulama sonrasında yağmur yağmazsa, yağmur duası tekrar edilmemekte, diğer günlerde camilerde dua edilmektedir.
Bu arada, geleneği gelecek nesillere aktarmak amacıyla, bir sonraki yıl gerçekleştirilen dua uygulamasından sonra Evci Köyü muhtarlığı tarafından bir günlük tutulmaya başlanarak, o günle ilgili olaylar, katılan köyler, gelen misafirler, hava ve o seneki mahsül durumu gibi bilgilerle, duaya katılan kamu kuruluşlarının yöneticileri ve yörenin önemli kişilerinin o günle ilgili görüşleri kayıt edilmeye başlanmıştır.
Yağmur yağdırmaya yönelik uygulamaların temelini sempatik büyüsel işlemler oluştururken, yağmur duasında ağırlıklı olarak Tanrı’ya yönelerek, onu dua, kurban, annelerine seslenen yavru hayvanlar, ağlaşan bebekler ile etkilemeye çalışma amacı doğrultusunda, dinsel motifler önemli rol oynamakta, büyüsel işlemler ikinci planda kalmaktadır. Diğer yandan kutsal sayılan ziyaret yerleri ile gökyüzüne yakın olan yüksek yerler, amaca ulaşmada yardımcı unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Aynı durum, genellikle çocuklar arasında görülen Çömçe Gelin uygulamasında da görülmekte, birisini suyla temas ettirerek yağmur yağdırmaya, dolayısıyla büyünün temas ilkesinden yararlanılmaya çalışılmaktadır.
Konuyla ilgisi çerçevesinde, aşırı yağmura karşı da birtakım ritüeller gerçekleştirilmekte ve bunların temelinde de, yağmur yağması için torba içinde suya bırakılan taşların veya at kafatasının sudan çıkartılması gibi, genellikle büyünün zıtlık ilkesi bulunmaktadır. (Afet Duası) adı ile Samsun’da tespit edilen bir uygulamada ise, Kur’anı ezbere bilen üç imam, üç ata binerek, dua okuya okuya bir daire şeklinde köyün etrafını dolaşırlar. Halkın inancına göre, bu dairenin içine aşırı yağmur veya dolu yağmayacaktır. (6)
Geçmişte yoğun olarak görülebilen ve yağmur yağdırmaya yönelik bu tür uygulamaların yerini, günümüzde genellikle (Yağmur Duası) olarak adlandırılan, temelinde yüksek bir yerde toplanma, dua etme, kurban kesme ve topluca yemek yeme şeklinde özetlenebilecek, birbirine benzer uygulamaların aldığı görülmektedir.
6 Santur, Alparslan: Samsun Halk Kültürü Derlemeleri, 161. S.
Yararlanılan Kaynaklar
ACIPAYAMLI, Orhan: Türkiye’de Yağmur Duası.
DTCF Dergisi, Cilt XXXI, Sayı: 1-2, Ocak-Haziran 1963, 1-40. S.
ACIPAYAMLI, Orhan: Türkiye’de Yağmur Duası. (İkinci Kısım)
DTCF Dergisi, Cilt XXXII, Sayı: 1-2, 1963’ ten ayrı basım, 1-31. S.
BORATAV, Pertev Naili: 100 Soruda Türk Folkloru.
Gül Matb., İstanbul 1984, 272 S.
ÖGEL, Bahaeddin: Türk Mitolojisi. (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar) II. Cilt
Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1995, 610 S.
ÖRNEK, Sedat Veyis: Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Basımevi, Ankara 1981, 135 S.
İNAN, Abdülkadir: Tarihte ve Bugün Şamanizm.
Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1995, 229 S.
KALAFAT, Yaşar: İslamiyet ve Türk Halk İnançları.
Feryal Matb., Ankara 1996, 91 S.
KALAFAT, Yaşar: Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri.
Sistem Ofset Matb., Ankara 1990, 182 S.
SANTUR, Alparslan: Aygar Dağı, Nöbeti Baba’da Yağmur ve Şükür Duası Geleneği.
Kültür, Mayıs-Haziran 1993, Sayı: 99, 68-70. S. (*)
SANTUR, Alparslan: Samsun Halk Kültürü Derlemeleri.
Türk Halk Kültüründen Derlemeler 1996, byy, Ankara 1998, 154-171. S.
Kaynak Kişiler:
İhsan Karagöz (İmam), Mehmet A. Karadurak (Muhtar), Muzaffer Alkır (İşçi), Selahattin Ambarkütük (Serbest Meslek)
Kültür Bakanlığı, Halk Kültürü İhtisas Arşivi
Ses Bantı : B.91.0027, 0028
Yazılı Belge: YB.91. 0173
Slayt : S.91.0035-0071
Not: Söz konusu makale Kültür Bakanlığı, eski adıyla Milli Folklor Araştırma Dairesi tarafından düzenlenen planlı halk kültürü alan araştırmaları çerçevesinde, 25-26 Mayıs 1991 tarihlerinde Çorum İli, Boğazkale İlçesi, Evci Köyü ve ardından bu köyün yakınlarında bulunan Aygar Dağı’nda Folklor Araştırmacıları Alparslan Santur, Doğanay Çevik ve ulaşım görevlisi Metin Aydın tarafından gerçekleştirilen bir alan araştırmasındaki derlemelerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Derlemeleri ve fotoğraf çekimleri Alparslan Santur, video çekimleri ise Doğanay Çevik tarafından gerçekleştirilen araştırma daha sonra yayımlanmıştır.
Santur, Alparslan: Aygar Dağı Nöbeti Baba’da Yağmur ve Şükür Duası Geleneği, Kültür, Mayıs-Haziran 1993, Sayı: 99, Pelin Ofset, Ankara 1993, 68-70. S.




