“Balıkesir-Edremit Kazdağı Tahtacı Türkmen Topluluklarında Hıdrellez”

Giriş
Anadolu’da özellikle Tahtacı Alevi gruplar arasında Hıdrellez, vb. belirli günlerde geleneksel uygulamaların merkezini oluşturan mezarlık ziyareti, mezara hediye bırakılması, ölülere yiyecek ve içki sunulması inancının arkasında eski Türk ve Anadolu’da yerleşik eski kültürlerin izleri görülmektedir. (1)

İlgili tarihteki adıyla Kültür Bakanlığı, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nün planlı halk kültürü alan araştırmaları çerçevesinde, 03-16 Mayıs 1999 tarihleri arasında, Balıkesir İline bağlı Edremit İlçesinin Arıtaşı, Kavlaklar, Doyran, Tahtakuşlar, Yassıçalı ve Çamcı Köylerinde gerçekleştirilen bu çalışmada da Hıdrellez kutlamaları ve bu kutlamalar içinde yer alan geleneksel uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. (2)

Alan araştırması yöntemine göre gerçekleştirilen araştırmada genel olarak görüşme tekniği kullanılmış ve görüşmeler ses bantlarına aktarılmıştır. Ayrıca uygulamalar dolaylı olarak gözlenerek, aynı zamanda fotoğraf ve video çekimleri gerçekleştirilmiştir. (3)

Türkiye’de bazı yörelerde genellikle Hızır ve İlyas kültüne bağlı olarak 6 Mayıs tarihinde kutlanmakta olan Hıdrellez Bayramının, (4) konumuzu oluşturan Balıkesir-Edremit yöresi Tahtacı Türkmen toplulukları arasında da, diğer yörelerden ayrılan bazı uygulamalarla birlikte, kutlandığı görülmektedir.

Yörede kutlamalar 6-7 Mayıs veya 6-8 Mayıs tarihleri arasında olmak üzere iki veya üç güne yayılmakta, çocukların evleri dolaşarak, yiyecek toplamaları, evlerde kurban (oğlak) kesilmesi, ardından köy mezarlığını ve yatırları ziyaret, burada getirilen yiyeceklerin yenilmesi, akşam köyde bir veya birkaç evde toplanılarak, evlerden getirilen yiyeceklerin topluca yenilmesi şeklinde karşımıza çıkmakta, uygulamalar çeşitli inanışlarla çevrelenmektedir.

___________________________
1 ER, Piri: Anadolu Aleviliğinde Ölüm, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, Kılıçaslan Matb., Ankara 1997, 181. S.
2 Araştırma Ekibini Oluşturan Folklor Araştırmacıları: Alparslan Santur, Piri Er, Meltem Cingöz Santur, Handan Çağlayan.
3 Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Halk Kültürü İhtisas Arşivi.
4 CİNGÖZ, Meltem E.-Alparslan SANTUR: Türkiye’de Hıdrellez’de Uygulanan Bazı İnanç ve Adetlerle İlgili Bir Atlas Denemesi, Türk Halk Kültürü Araştırmaları, Ankara 1993, 5-23. S.

Hızır-İlyas’ın Portreleri, Münasebetleri ve Fonksiyonları ile İlgili Anlatılar
-“Hızır ve İlyas adlarında, anne ve babalarını çok erken yaşlarda kaybetmiş iki kardeş varmış. Çocuklar yetim oldukları için devamlı ağlıyorlarmış. Tanrı, Azrail’i çağırarak, bunların canlarını almasını istemiş. (Tanrı’nın, çok sevdiği kullarının canını erken alarak, onları Cennetlik ettiği inancı ile.) Azrail çocukların yanına gittiğinde, bunların devamlı ağladıklarını görünce kıyamamış, dönüp Tanrı’ya durumu anlatmış. Tanrı bunun üzerine, Azrail’den çocukların niçin ağladıklarını öğrenmesini istemiş. Azrail tekrar çocukların yanına gidip, ağlamalarının nedenini sormuş. Çocuklar bunun üzerine, kendilerinin hiçbir işe yaramadıklarını, herhangi bir hizmette bulunmadan ölüp gideceklerini, bundan dolayı ağladıklarını söylemişler. Azrail durumu Tanrı’ya aktarınca, Tanrı onların canlarını bağışladığını ve çeşitli görevler vererek kıyametin sonuna kadar yaşamalarını istediğini belirtmiş. Bunun sonucunda Hızır’a Dünyanın Batısından tam ortasına kadar olan bölgede, İlyas’a da Dünyanın Doğusundan tam ortasına kadar olan bölgedeki insanlara yardımcı olarak, senede bir defa 6 Mayıs’ta Dünyanın ortasında buluşacaklarını söylemiş.” (Arıtaşı)

-“Eskiden birisi, Hızır’ı bulmak amacıyla bilim adamlarına danışmış. Kendisine, yanına iki tuzlu balık alarak yola çıkmasını, karnını doyurmak amacıyla mola verdiği yerlerde, tuzlu balıkları ortaya çıkarmasını ve ne zaman bir su kenarında o balıkların canlanıp suya atladıklarını görürse, orada Hızır’ı bulacağını söylemişler.

Adam yola çıkmış. Gerçekten söylenildiği gibi, bir yerde balıklar canlanarak, suya atlamışlar ve Hızır bir insan olarak karşısına çıkmış. Adam Hızır’la arkadaş olmak istemiş. Ancak Hızır, bu teklifi, asla işine karışmaması şartıyla kabul etmiş. Beş kardeşin yönetimindeki bir gemiye binmişler. Bir süre sonra korsanlar gemiyi kuşatmışlar. Bunun üzerine Hızır, korsanlara karşı gemiyi eski gibi göstermek amacıyla, gemiye hasar vermeye başlamış. Adam hemen müdahale ederek, bunu niçin yaptığını sorunca, Hızır işine karışmaması konusunu hatırlatarak, bu defalık kendisini affettiğini söylemiş. Korsanlar onları serbest bırakmışlar. Bir şehire gelmişler. Burada bir duvarın altında beş kardeşin rızkı saklıymış. Tam oradan geçerken, duvar yıkılmaya başlamış. Hızır yetişip duvarı tutmaya başlayınca, adam yine dayanamamış ve bunu niye yaptığını sormuş. Hızır, ikinci defa kendisine karıştığını hatırlatmış. Biraz ilerde, bu defa Hızır, meydanda oynamakta olan çocuklardan birisini öldürünce, adam yine dayanamamış ve Hızır’a bağırarak onun bir katil olduğunu söylemiş. Hızır bunun üzerine o çocuğun büyüdüğünde ana-baba katili olacağını, onu şimdiden öldürerek cennetlik olmasını sağladığını, ancak kendisinin işine üçüncü defa karıştığını belirterek, kaybolmuş.” (Arıtaşı)

-“ Bir adam Hızır’ı bulmak isteyince, kendisine bir testi su yüklenip, herkese su dağıtması söylenmiş. Adam kırk sene söylenileni yapmış. Birgün yine bir su kenarından testisine su doldururken, suyun içinden Hızır çıkarak, kendisinden su istemiş. Adam, oraya kadar gelmesinin zor olduğunu, zaten suyun içinde olduğunu, eğilip içmesini söyleyince Hızır, 40 sene boşuna uğraştığını, bir kırk sene daha uğraşması gerektiğini söyleyerek, kaybolmuş.” (Arıtaşı)

-“ Hızır ve İlyas’ın Abı Hayat gölünde buluştukları ve yıkandıkları gün Hıdrellezdir. Kendileri birer evliya, melek olup, akrabalıkları yoktur. Tanrı tarafından biri Doğuda, diğeri de Batıda darda kalanlara yardımcı olmak üzere görevlendirilmişlerdir. 134 yaşına geldiklerinde, suya girip gençleşmektedirler.” (Güre)

-“ Hızır ve İlyas, birisi karada, diğeri suda yaşayan iki ermiş kardeş olup, senede bir gün 6 Mayıs’ta Hıdrellezde buluşmaktadırlar.” (Kavlaklar)

-“Hızır ve İlyas iki evliyadır.” (Doyran)

-“Hızır ve İlyas Peygamberin birleştikleri gün, Hıdrellezdir.” (Çamcı)

Hıdrellezle İlgili Uygulamalar
Hıdrellez Öncesi
Yörede Hıdrellez aynı zamanda göç düzeninden yaz düzenine geçiş olarak nitelendirilmektedir. (Arıtaşı) Bu çerçevede hazırlıkların önemli bir bölümü temizlikle ilgilidir. Öncelikle “ Hıdrellezin kokusu geliyor.” (Kavlaklar) denilerek evler temizlenir, boyanır. Ev eşyaları temizlenir. Giysiler yıkanır, hazırlanır. Hıdrellez gününe kadar tamamlanmaya çalışılan bu hazırlıkların yanında, Hıdrellezden bir-iki gün önce de yiyecek-içecekle ilgili hazırlıklar tamamlanır. Mezarlık temizliği yapılır. (Kavlaklar)

Yine Hıdrellezden bir gün önce, “Akşam Hıdrellez geliyor.” denilerek ellere kına yakılır, evlerin kapı ve pencereleri açılır, gül ağacının dibine para bırakılarak, ertesi gün gün doğmadan alınıp, keseye konur, bir sene saklanır. (Kavlaklar) Babaların (Dedelerin) evlerinde toplanılır. Her evden birisi gider. Burada küskünler barıştırılır. (Çamcı)

Eskiden Hıdrellezin, aynı zamanda Hayvan bayramı olarak da kutlandığı tesbit edilmiştir. (Güre) O gün at, eşek, katır gibi yük hayvanları çalıştırılmayıp, dinlendirilir, çayırlara salınırdı. Günümüzde bu tür hayvanlar kullanılmadığı için, bu uygulama da kalkmıştır.

Başta da belirttiğimiz üzere, Hıdrellezin yöredeki köylerde eskiden üç günlük bir sürece yayıldığı, günümüzde ise bu sürecin devam etmekte olduğu köyler olmakla birlikte, iki veya bir günle sınırlanan köylerin de olduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak Hıdrellezin, araştırma alanımız içinde bulunan köylerden Güre, Kavlaklar ve Tahtakuşlar köylerinde üç; Arıtaşı, Çamcı ve Doyran köylerinde de ikişer gün kutlandığı görülmektedir.

6 Mayıs
Üç veya iki gün de kutlansa yörede Hıdrellezin başlangıcı 6 Mayıstır. Gençler hiç giyilmemiş elbiselerinden bohçalar yaparak, yanlarında iki, üç yaşlı kadınla birlikte, tarla içlerindeki su başlarına giderler. Kınalar yıkanır. Üç kere suya girilip, çıkılır. Eve dönerken kırlardan toplanan çiçekler, “Hıdrellezin kokusu geliyor.” denilerek ev kapılarına asılır. (Kavlaklar) Arıtaşı köyünde ise eskiden gençlerin, hastalıklarını alıp götüreceği inancıyla, akarsulara girdikleri, ancak bu uygulamanın son yıllarda kalktığı belirtilmiştir.

O günkü uygulamaların önemli bir bölümü de çocuklar arasında gerçekleştirilmektedir. Sabah erkenden ilkokul çağındaki çocuklar köy içinde “Gelin adağa.” diye bağırarak, diğer çocukları da toplarlar ve topluca, köydeki bütün evleri dolaşmaya başlarlar. Her evin önüne geldiklerinde;

“Adaklarınız kabul olsun
Murazlarınız (*) hazır olsun
Allah diyelim Allah olsun”

diye üç kez bağırırlar. Bunun üzerine evdekiler de çocuklara fıstık, leblebi, şeker gibi çerezlerden verirler. Çocuklar bunları eskiden ipten dokuma çantalara doldururken, günümüzde naylon poşetler kullanılmaktadır. Bütün evler dolaşıldıktan sonra, çocuklar evlerine dağılırlar.

Daha sonra, genellikle oğlak olan kurban kesilir ve pişirilip yenir. Öğlen vakti ölülerin ruhu için hazırlanan ve “adaklık” denilen çerez, meşrubat, vb. yiyeceklerle birlikte mezarlığa gidilir. Herkes kendi mezarı başında toplanır. Yürüyemeyecek durumdaki yaşlılar hariç, köydeki herkes buraya gelir. Adaklar, mezarlığa gelenlere dağıtılır. Ölülerin hayrına olduğu için, dağıtılan adakların reddedilmesi iyi karşılanmaz. Herhangi bir dargınlık durumunda, mezar ziyareti ve adakları kabul, dargınlığı kaldırmaktadır. Gençler semah yaparlar. Yemekten sonra köye dönülür.
_______________________
(*) Hayatta yapılan işler.
Eskiden akşama doğru, her evden köyün merkezindeki bir eve getirilen yemekler, erkekler tarafından topluca yenirdi. Bu durum son zamanlarda, diğer evlere de sofra gelmesini sağlamak amacıyla, sıraya konmuştur. Evlerde yaşlılar ve gençler ayrı sofralarda yerler. Yemeğe önce yaşlılar, bir sofra duası ile başlarlar:

“Aşağıdan gelen Ali’dir Ali
Sofrası dolu, Pirimiz Hacı Bektaş Veli
Hu diyelim Hu, Allah, Allah”

Bu uygulama dini bayramlarda da olup, burada kurulan sofralar “Bayram Sofrası”, Hıdrellezde kurulan sofralar ise “Hıdrellez Sofrası” veya “Köy Yemeği” olarak adlandırılmaktadır. Yemeğe gelemeyen yaşlıların evlerine birer sofra gönderilir. (Arıtaşı)

Güre köyünde yatır başında veya köy meydanında öğlen topluca yemek yenilir. O gün mezar ziyareti yapılmaz. Kavlaklar köyünde de o gün buna benzer bir etkinlik yoktur. Doyran Köyünde eskiden üç gün olan Hıdrellezin birinci günü Dedenin evinde toplanılırken, günümüzde iki gün olan Hıdrellezin birinci günü köyde topluca yemek yenilmektedir. Tahtakuşlar Köyünde 6 Mayısta uzaktaki mezarlık ziyaret edilmektedir. Çamcı Köyünde de o gün gün doğmadan kalkılmakta, eskiden girilen çayda günümüzde el, yüz yıkanmaktadır. Öğlen Dedenin evinde toplanılır ve bayramlaşılır. Buraya gelen yemekler topluca yenir.

7 Mayıs
Köye yeni gelen misafirlerle bayramlaşılır. Adağı olanlar, yatır ziyaretine giderler. Buna “Dede Hayrı” denilmektedir. Herkes gitmez. Eskiden kurban da burada kesilirken, günümüzde bu durum kalkmıştır. (Arıtaşı)

Güre Köyünde kurban bugün kesilir. Daha sonra çerezlerle birlikte mezarlık ziyareti yapılır. Öğlen topluca yemek yenir. Kavlaklar Köyünde de kurban bugün kesilmektedir. Eskiden kurbanın mezarlıkta kesildiği belirtilmiştir. Öğlen çerezlerle birlikte önce yatıra, sonra mezarlığa gidilir. Önce erkekler, sonra kadınlar yiyecekleri yerler. Daha sonra köye dönülür. Eskiden semah yapılırken, günümüzde kalktığı belirtilmiştir. Aynı şekilde, eskiden evlerden getirilen sofralarla gerçekleştirilen toplu yemek “Sofra Götürük” uygulamasının da, günümüzde yapılmadığı; diğer yandan küskünlerin barıştırılması uygulamasının da kalktığı ifade edilmiştir. Doyran Köyünde eskiden ikinci gün gerçekleştirilen yatır ziyareti kalkarak, günümüzde kurban kesimi ve mezarlık ziyareti gerçekleştirilmektedir. Tahtakuşlar Köyünde de kurban kesimi ve köy yakınındaki iki mezarlık ziyareti yapılmaktadır.

8 Mayıs
Eskiden Arıtaşı Köyünde üç gün kutlanan Hıdrellezin son gününde Dede ziyaretinin gerçekleştirildiği görülmektedir. Diğer yandan kutlamaların üç gün sürdüğü Güre Köyünde aynı uygulama bugün gerçekleştirilmekte ve Dede için yapılan yemekler topluca yenilerek, bu uygulamaya “Dede Hayrı” denilmektedir. Kavlaklar Köyünde ise, öğleye doğru çerezlerle birlikte Garip Dede yatırına gidilmektedir. Burada da eskiden semah yapılırken, günümüzde bunun kalktığı belirtilmiştir. Eskiden Doyran Köyünde üç gün süren kutlamalar sırasında bugün mezarlıkta onarım yapıldığı ifade edilmiştir. Tahtakuşlar Köyünde son gün gençler köyde kendi aralarında eğlenerek, semah yapmaktadırlar.

Sonuç

“…Hıdrellez günü Mü’minlerin sohbet ve şenlik yapması gereken bir bayramdır. Ölüler ziyaret edilir, ruhları için yemekler hazırlanıp müsait yerlerde samah oynanır, rakı içilir…” (5)

Balıkesir-Edremit yöresi Tahtacı Türkmen topluluklar arasında Hıdrellez kutlamalarının en önemli pratiği topluca gerçekleştirilen mezarlık ziyaretleridir. Araştırma alanını oluşturan bütün köylerde bu ziyaretler büyük önem taşımakta ve ilgili köy halklarının yanında, köylerin dışında yaşayan kişilerin de o günlerde gelerek, bu ziyaretleri gerçekleştirmeye çalıştıkları görülmektedir.

Bu tür mezarlık ziyaretlerinin temelini, ölen kişinin herhangi bir biçimde yaşamını sürdürdüğüne, geride bıraktıklarıyla ilişkilerini devam ettirdiğine dayanan geleneksel düşünce sistemi oluşturmaktadır. Bu inanış, ölünün çevresinde “Ölüler İbadeti” veya “Ölü Kültü” adı verilen bir takım pratiklerin oluşmasına neden olmuştur.

Yararlanılan Kaynaklar

Bibliyografya

-OCAK, Ahmet Yaşar: İslam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültü, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1989, 160. S.

-CİNGÖZ, Meltem E.-Alparslan SANTUR: Türkiye’de Hıdrellez’de Uygulanan Bazı İnanç ve Adetlerle İlgili Bir Atlas Denemesi, Türk Halk Kültürü Araştırmaları, Ankara 1993, 5-23. S.

-ER, Piri: Anadolu Aleviliğinde Ölüm, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, Kılıçaslan Matb., Ankara 1997, 181. S.

Kaynak Kişiler

-Recep Bakan, 1925 Doyran Doğumlu, Okuma-Yazma Biliyor, Evli
-Ahmet Bozkurt, 1940 Yassıçalı Doğumlu, İlkokul Mezunu, Evli
-Musa Bozkurt, 1925 Karaköy (Mudanya) Doğumlu, Okuma-Yazma Biliyor, Evli
-Hasan Düzgün, 1950 Doyran Doğumlu, İlkokul Mezunu, Evli
-Ali Günaydın, 1947 Çamcı Doğumlu, İlkokul Mezunu, Evli
-Ali Kadakoğlu, 1953 Arıtaşı Doğumlu, İlkokul Mezunu, Evli
-Güllü Kamer, 1935 Kavlaklar Doğumlu, Okuma-Yazma Biliyor, Evli
-Mehmet Kızıler, 1955 Çamcı Doğumlu, Ortaokul Mezunu, Evli
-Ümmü Koçer, 1949 Kavlaklar Doğumlu, Okuma-Yazma Bilmiyor, Evli
-İbrahim Orki, 19239 Kavlaklar Doğumlu, Okuma-Yazma Bilmiyor, Evli
-Hüseyin Sarıoğlu, 1922 Tahtakuşlar Doğumlu, Okuma-Yazma Bilmiyor, Evli
-İbrahim Tumay, 1953 Arıtaşı Doğumlu, İlkokul Mezunu, Evli

___________________
4 OCAK, Ahmet Yaşar: İslam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültü, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1989, 160. S.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Halk Kültürü İhtisas Arşivi

– Ses Bantları, Video Bant, Slayt

Not: Söz konusu makale, 05-07 Mayıs 2011 tarihleri arasında Edremit/Balıkesir’de düzenlenen “Uluslar arası Kazdağları ve Edremit Sempozyumu” nda sözlü bildiri olarak sunulmuştur.

Santur, Alparslan: Balıkesir-Edremit Kazdağı Tahtacı Türkmen Topluluklarında Hıdrellez, Uluslar arası Kazdağları ve Edremit Sempozyumu Bildiriler ve Özetler, Editörler: Recep Efe, Münir Öztürk, İbrahim Atalay, Meta Basım, İzmir 2011, 105. S. (Özet)
“Edremit Belediyesi Kültür Yayınları No: 6” www.academia.edu (Erişim: 26.07.2018)

Fotoğraf: Alparslan Santur tarafından gerçekleştirilen Hıdrellez etkinliği ile ilgili derleme çalışması. Kavlaklar Köyü Mezarlığı, Edremit/Balıkesir, 07.05.1999.

(Visited 640 times, 1 visits today)