Algül ile Akgül
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben annemin babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, az gittim uz gittim dere tepe düz gittim, döndüm baktım arkama ki bir arpa boyu yol gitmişim. Küçük bi kasaba varmış. Bu kasabanın biraz uzağında, yani dışında kalan bi kesimde orta yaşlı, fakir bir kadın yaşarmış. Bu kadın geçimini dantel örerek, nakış işleyerek, o şekilde sağlarmış. Ayrıca, bu kadının iki tane birbirinden güzel genç kızı varmış. Birinin adı Algül; birinin adı Akgül imiş. Kızların kendilerine göre özellikleri varmış. Bu kızları kasaba halkı görmesin diye kadın, özellikle kasabanın dışında otururmuş. Algül, güldüğü zaman yanaklarında güller açarmış; Akgül, ağladığı zaman gözlerinden inci taneleri dökülürmüş. Onun için bunların adını inciye değinerek Akgül; diğerine kırmızı güle değinerek de Algül koymuşlar. Kadın, nakışlarını işleyip dantellerini örüp kasabanın pazarına satmaya giderken kızları da evde sıkılmasınlar diye evlerinin arkasındaki ormanda geziye çıkarlarmış. Orda çiçek toplarlarmış, yabani meyve toplarlarmış. Kendilerince gezinti yaparlarmış, eğlenirlermiş.
Bir gün, annelerine yardım etmişler; nakışlar, örgüler bitmiş. Kadın pazara gitmiş. İki kız da kol kola girmişler, sepetlerini kollarına takmışlar, ormanın yolunu tutmuşlar. Gezerlerken uzaktan gelen bi ağlama sesi duymuşlar. İkisi de birbirine bakmış, şaşırmışlar. Genellikle ormanda hayvanlardan başka bi şey olmazmış. Kuşların sesini dinlerlermiş, kelebeklerin arkasından koşarlarmış. O şekilde vakit geçirirlermiş. Merakla sesin geldiği yöne doğru yol almaya başlamışlar. Yürümüşler, yürümüşler; sese iyice yakınlaşmışlar. Birden ortaya çıkmak istemedikleri için çalılıkların arkasına gizlenerek sesin geldiği tarafa bakmışlar. Bi de ne görsünler; irice bi ayı, oturmuş bi taşın üstüne, ağlıyomuş. Hayret etmişler; hiç, o güne kadar ağlayan bi ayı görmemişler. Korka korka ayıya yaklaşmışlar. Niçin ağladığını sormuşlar. Ayı da onları görünce çok şaşırmış. Demiş ki; “Ayağıma diken battı, çıkartamıyorum. Çok canım yanıyo.” Kızlar da demişler ki; “Bizim annemiz bu konularda çok becerikli. Gel seni bize götürelim. Annem ayağına bi baksın.” Ayının koluna girmişler; sürükleye sürükleye, yavaş yavaş evlerine gitmişler. Ayıyı oturtmuşlar bi yere. Demişler; “Ne yersin, ne içersin? Aç mısın, susuz musun?” Ellerinden geldiğince ayıyı oyalamaya çalışmışlar, acısını unutsun diye, anneleri gelinceye kadar.
Biraz zaman geçmiş, anneleri eve dönmüş. Kızlar annelerine koşmuşlar. Başlarına geleni anlatmışlar. Kadın biraz kızmış, eve yabani bi hayvan getirdikleri için. Ayının yanına gitmiş. Ayının konuştuğunu görünce o da çok şaşırmış. “Ayağını uzat.” demiş. Küçük bi bıçağın yardımıyla ayının ayağından, artık diken midir, kazık mıdır, onu çıkarmış. Ayının ayağına pansuman yapmış. Ayı çok sevinmiş. Ayıya bi yatak hazırlamışlar, yatırmışlar. Ayı kalkıp ayağının üstüne basamadığı için biraz onlarda kalmak zorunda kalmış.
Aradan biraz zaman geçmiş. Bu arada, ayı iyice iyileşmeye başlamış. Bir gün, kapılarını birisi çalmış. Kalkıp bakmışlar; karşılarında yakışıklı bir prens. Çok şaşırmışlar. Demişler; “Siz kimsiniz?” “Ben, fişmanca ülkenin prensiyim.” Demişler; “Burda ne arıyosunuz?” “Kardeşimi kaybettim. Kötü bi büyücü onu bi ayıya çevirdi. Onu arıyorum.” demiş. Hepsi birbirine bakmış, şaşırmışlar. Ayı, kardeşinin sesini duymuş; hemen kalkmış. İki kardeş kucaklaşmışlar, birbirlerini görünce çok sevinmişler. Ayının iyileşmesine kardeşi de çok sevinmiş; alıp götürmek istemiş. Alıp götürmek isteyince Akgül ağlamış. Akgül ağlayınca gözlerinden inciler gelmiş. Ayıyla kardeşi prens çok şaşırmışlar. Bakmışlar olcak gibi değil, prens demiş ki; “Benim kardeşimi güzel bir kız öperse büyüsü bozulucak.” Hemen Akgül gitmiş, ayıyı öpmüş. Öpünce prens olmuş, ayı; eski haline dönmüş. Bunu gören Algül, çok sevinmiş, kahkahalar atmış. Yanaklarında güller oluşmuş, güller dökülmüş. Herkes çok mutlu olmuş, çok sevinmiş. İki prens, iki kız kardeşle evlenmiş. Mutlu sona ermişler.
Masalı Anlatanın Adı ve Soyadı: Meral DERDİÇOK
Doğum Yeri ve Tarihi: Nazilli, AYDIN, 1959
Öğrenim Durumu: Lise mezunu
Masalı Kimden Dinlediği: Büyüklerinden
Mesleği: Emekli
Masalın Derlenme Tarihi: 23 Ağustos 2010




