Bu yazı ahretliğin akrabalık ilişkileri dışındaki ilişkilerdeki yerini ve toplumsal rolünü sorgulamaktadır. Bu amaçla Kütahya’da ahretliğin nasıl seçildiği, kaç kişiyle ve kimler arasında olabileceğini, hangi pratiklerle ahretlik olunduğunu ve ahretliğin sorumluluklarını ele almaktadır.
Kellehear, ölümü kaçınılmaz olarak algılayan bireylerin ölüm hakkında daha fazla şey öğrenme isteği, onun için hazırlanma isteği, ve onunla ilgili plan yapma isteği gibi kabullenici öngörüsel tepkiler oluşturacağını belirtmektedir (2012: 80). Ahretlik inancı da bir nevi ölüme hazırlıktır. Ölümden sonrası gibi bir bilinmezlik ve sonsuzluğa dünyadan bir anlam ve hatıra götürmektir. Bu anlam dostluk, arkadaşlık, güven ve sevgi gibi duygulardır: “Ahretlik bize ney gösterir biliyon mu gızım? Ben seni dünyalık sevmedim. Sen benim dünyada da ahrette de yanımda ol hiç ayrılmeyelim demektir. Sevgiyi gösterir” (K.k.1). Bireyler yaş aldıkça ölüme yaklaştıklarını düşünürler. Bu sebeple yaşlılıkta ölüm düşüncesi artar ve yaşlılar da kendilerini ölüme hazırlar. Bu bağlamda ahretlik Antropoloji Sözlüğü’nde “Yaşlanmış kadınlar arasında öteki dünya inancına dayanarak kurulan dostluk ilişkisi’” olarak tanımlanmaktadır (Kudret ve Aydın, 2009). Kütahya’da yapılan alan araştırmasında ahretliğin yaşlılar kadar gençler arasında da bilindiği ve uygulandığı görülmektedir. Ahretlik yaşlılara ve kadınlara atfedilen bir ilişki biçimiyken erkeklerin ve kısmen de olsa gençlerin de ahretliği olduğu görülmektedir (K.k.6, K.k.4).
Bireyler akrabalarını kendileri seçememektedir fakat aralarında kan bağı olmayan kişileri seçme özgürlüğündedir. Bu sebeple Kütahya yöresinde ahretlik anlamında kullanılan “kardeşlik” olunacak kişinin seçimi kolay değildir. Ahretlik olunacak kişinin seçiminde sınamalar ve kriterler bulunmaktadır. Örneğin; sözünde durma bir kriterdir: “Hediyeleşirdik emme herkesle hediyeleşilir o sünnettir. Asıl önemli olan sözünde durmasıydı. Biz denedik önce bakadık söz taşır mı taşımaz mı sonra ahretliğimizi kabul eder namaz kılar dua ederdik” (K.k.5). Akrabalık ilişkilerinde bireylerin belli sorumlulukları ve yükümlülükleri vardır. Çekirdek aile yapısı içerisinde annenin, babanın ve çocuğun aile dışında olduğu kadar aile içinde de görevleri vardır. Toplumlara göre değişiklik gösteren genel görev kabulleri aileden aileye bireyden bireye de bazı değişiklikler gösterebilir. Her ilişkide olduğu gibi ahretliğin de bazı sorumlulukları ve yazılı olmayan kuralları vardır: Örneğin; “Ahretlikler asla birbirinden kız alıp-vermez. Birbirinin arkasından konuşmaz, yalan söylemez ahretliğine, cömerttir” (K.k.8). Ahretlik sadece dünyada değil ölümden sonraki hayat içinde bir yoldaştır ve sorumlulukları kişiler sadece hayattayken değil birinden biri öldüğünde de devam etmektedir. Ahretliklerden hangisi önce ölürse diğerinin ardından yapması gerekenler vardır: “Ahrette ahretliğim bana yaklaşır. Üzülüversem üzülür gülersem gülümüş. Ben ölmediysem o öldüyse ona adak adar vermezsem-adamazsam bedenler ruhlara eziyet edermiş” (K.k.7). Aynı kaynak kişi ölen ahretliği için “öteki dünya”daki yükümlülüğünü ve aralarındaki bağı şöyle ifade eder: “Cennetin kapısında bekler içerde bekler/ Kapıcı olarak değil, ev sahibi gibi bekler/ Ah ahretliğim vah ahretliğim!’” (K.k.2).
Ahretlik olmak için bazı hazırlıklar yapılır ve normlar etrafında kişiler birbirlerine söz verirler. Bu normlar yazılı değildir genellikle “söz veriyorum” gibi bir ifade de kullanılmaz. Çeşitli pratiklerle söz verilir/ant içilir: “Ahretliğim var önce ona gideriz o ne pişirirse sen de yiyormuşsun o ne pişirirse o yiyormuş ama sen ne yemek yaptıysan o da aynısını yapmak zorunda. Emme öncesinde sorarsın ahretlik olmak istediğin kişiye: “Tuz ekmek hakku üçün/ Sen ne desin benim üçün/ İki rekat namaz ile/ Geliver olalım gardaşlık” desin o da istersen olursun” (K.k.5).
Çocukken aileler arasında sözleşme şeklinde ahret olunabilmekte ayrıca gençler iyi anlaştıkları kişilerle de ahret kardeşi olmaktadır: Yengem Kur’an okumaya başladı birazcık su serpiştirdi kağıda sonra biz başka sudan içivedik azcık geri onun içtiği tastan benim yüzüme benim içtiğim tastan onun yüzüne serpiştirivedi. O benden büyüktü ben ona şimdik “Ahret Ana” derim (K.k.7).
“Ahretlik olurdu emme abdest alınırdı namaz kılınırdı öleyise kadar öldükten sonra da olunudu” (K.k.5).
“El ele tutuştuk biz aldık-verdik, aldık-verdik, aldık-verdik dedik böyle üç kere öper sarılır dua ederdik” (K.k.6).
Kütahya yöresinde özellikle bayram gibi özel günlerde ahretlik pratiklerinin uygulandığı görülmektedir: “Bayramdı genelde bayram da olur ramazan mıydı kurban mıydı onu bilemiyom onun annesi benim annem çok güzel hazırlıklar yaptı. Yemek yaptılar. Hediyelik yaptık bohça, iç çamaşırı, elbisesi işte o günün şartları neyse. Biz onlara gittik onlar aynı yemeği hazırladılar aynı eşyayı yaptılar sonra onlar bize geldi öyle karşılıklı oldu. Birbirimize bacı derik” (K.k.9).
Kişiler arasında kan bağı olmadan kişilerin gönül rızalarına dayanarak kurdukları “ahretlik, kardeşlik, ahret kardeşliği” ilişkisinin dinî ve toplumsal yönünün yanı sıra sözlü kültüre de yansımaları bulunduğu görülmektedir. Teknolojik gelişmelerin hızla arttığı ve toplumsal ilişkilerin sekteye uğradığı günümüzde bahse konu ilişkiler önem arz etmektedir. Bireyi ölüme hazırlayıp öldükten sonra da yalnız olmadığını yahut öldükten sonra sevdiklerini emanet edebileceği bir ahretliğin olma düşüncesi kişileri psikolojik olarak rahatlatmaktadır. Ayrıca insanlar arasında ve daha geniş çerçevede toplumda güven duygusunu güçlendirmekte ve toplumsal birlik ve beraberliğe katkıda bulunmaktadır.
Kaynaklar
Emiroğlu, Kudret., Aydın, Suavi. (2009). Antropoloji Sözlüğü. Ankara: Bilim ve
Sanat Yayınları.
Kellehear, Allan. (2012). Ölümün Toplumsal Tarihi. Çev. Tuğçe Kılınç. Ankara: Phoenix Yay.
Kaynak Kişiler
(Kaynak Kişinin Adı Soyadı, Yaşı, Mezuniyeti, Mesleği, Yaşadığı Yer)
1. Saadet Çelik, 52, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya- Merkez.
2. Selma Ergi, 68, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya-İnköy.
3. Bedriye Tek, 69, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya-Sofu.
4. Ayşe İpek, 42, Lise Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya-Merkez.
5. Meryem Türker,64, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya- İnköy.
6. Abdullah İnce, 70, İlkokul Mezunu, Emekli, Kütahya-Sofu.
7. Melahat Sapan, 65, İlkokul Mezunu, Emekli, Kütahya-Demirciören.
8. Havva Bişgin, 71, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı,Kütahya-Merkez.
9. Vasfiye Başkurt, 69, İlkokul Mezunu, Ev Hanımı, Kütahya-Sofu.

(Visited 1.068 times, 1 visits today)