Bugünkü Habib Neccar Camii’nin medrese duvarında bulunan ve henüz tam okunamayan bazalt üzerine kazılı Arapça kitabenin daha eski yapılardan kaldığı ve asıl yerinin burası olmadığı anlaşılmaktadır. Kitabe metni içinde geçen “EI Melikü’z-Zahir” adının Baybars’ın adı olmasından hareketle, Habib Neccar Camii’nin olduğu yerin en az Memluk egemenliğinin başladığı günden bu yana cami yeri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak o günden bu yana birkaç büyük deprem geçtiğinden, cami ve minare büyük tahribat görmüş ve her defasında tahribatın derecesine göre onarılmış veya yeniden yapılmış olmalıdır.

Memluk döneminde “Habib Neccar” adının geçtiği ilk kaynak ibni Batuta Seyahatnamesi’dir. ibni Batuta, burada Hz. Habib Neccar’ın kabri ve yanında zaviye ile bu zaviyenin 100 yaşını aşkın bir şeyhi bulunduğunu, gelip gidenlerin doyurulduğunu belirtmiştir. Bu zaviyenin Mahmud bin Ali adında salih ve aydın bir şeyh i vardır. Şeyh yüz yaşını aşkın olduğu halde güçlü kuvvetlidir. Seksen yaşındaki oğlu ise erken ihtiyarlamış, Buna göre Habib Neccar’ın kabri yanında 14. yy öncesi dönemlerden itibaren bir Habib Neccar zaviyesi vardır ve dini bir kurum olarak hizmet vermektedir. O zamanlardan itibaren burada bir caminin de mevcut olması en akla yakın ihtimaldir.

(Visited 310 times, 1 visits today)