Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Dere tepe düz gittim, bi döndüm baktım ki arkama bir arpa boyu yol gitmişim. Derken masalımıza başlıyalım.

Küçük bi kasabada dul bi adam yaşarmış. Bu adamın güzeller güzeli bi de küçük kızı varmış. Kız, annesi öldüğü için ev işlerini kendi çapında, işte az çok yapmaya çalışırmış. Adamcağaz bakmış; kızın yapamıycağı işler daha çokmuş, evlenmeye karar vermiş.

Bi gün kendi beğendiği bi kadınla evlenmiş. Kadın dıştan görüldüğü gibi değilmiş; küçük kızla evde yalnız kalınca kıza çok işkence yapmaya, kötü davranmaya başlamış. Bütün işleri kıza yaptırmaya başlamış. Ne kadar ağır iş varsa, kızın üstlenemiyceği şekilde, kızın üstüne yıkmaya başlamış. Kendisi her gün gezmeye, çarşı pazar, işte komşu gezmelerine gidiyomuş. Kıza da yapamıycağı türden ağır, zor, hiç bitmek bilmeyen, sonu gelmeyen işleri veriyomuş. Küçük kız bu işlerin ağırlığından o kadar bunalıyomuş ki sürekli ağlıyomuş. Babasına şikayet etse babası inanmıyomuş.

Ayrıca babası yağ tüccarıymış. Evlerinin alt katında depoları varmış. Bodrum katında bütün zeytinyağları işte bu cam damacanaların içerisinde bulunuyomuş.

Bi gün mutfakta yağ bitmiş. Kadın da o arada –üvey anne- çarşıya gitmek istemiş. Kıza demiş ki; “Bu yağ şişelerini alt kattaki bodrumdan, damacananın birinden doldur, yemeği hazırla.” Kız demiş ki; “O şişeler çok büyük, ben kaldıramam.” “Naparsan yap. Geldiğimde dediklerimi yerine getirdiğini görücem.” demiş. Kızı sarsmış, korkutmuş. Çekip gitmiş.

Kızcağaz küçük yağ şişesini eline almış, alt kata inmiş. Büyük damacanayı eğerek biraz küçük şişeyi doldurmaya çalışmış; ama çok ağır olduğu gibi gücü buna yetmemiş. Elinden kaydırmış, damacana yere düşmüş, tuzla buz olmuş. Her yer de yağ olmuş. Kız çok korkmuş. Bi türlü temizleyememiş. Yağ lekesi de çıkmıyomuş.

O sırada yanıbaşına bi tane kumru kuş gelmiş. Kuşu görünce kız daha çok ağlamış. “Allahım.” demiş, dua etmiş; “ Ya canımı al ya da bu kuş gibi olıyim. Bu evden uçup gideyim, uzaklaşayım.” diye çok dua etmiş. Allah da duasını kabul etmiş; kuş olmuş, uçmuş. Evin çatısına konmuş.

Bir süre sonra üveyanne eve gelmiş. Kızı aramaya başlamış. Seslenmiş; cevap veren olmamış. Depoya inmiş. Bi bakmış; her yer cam kırıkları, yağlar… Evin o katı berbat durumda. Kıyametleri koparmış. Eline sopayı almış. Bağırıp çağırmaya başlamış. “Çık dışarı nerdeysen.” diye seslenmiş. Cevap veren olmamış.

Bu arada kızın babası gelmiş. Şikayet etmiş. İkisi birden kızı aramaya başlamışlar. Bulamamışlar. Kız da çatıdan onları seyrediyomuş. Başlamış ötmeye; “Guguk guk, guguk guk, yağ döktüm, kim döktü, ben döktüm.” demiş ve tamamen evden uçarak yok olup gitmiş. Özgürlüğüne kavuşmuş.

Masalı Anlatanın Adı ve Soyadı: Meral DERDİÇOK

Doğum Yeri ve Tarihi: Nazilli, AYDIN, 1959

Öğrenim Durumu: Lise mezunu

Masalı Kimden Dinlediği: Anneannesinden

Mesleği: Emekli

Masalın Derlenme Tarihi: 14 Ağustos 2011

(Visited 1.586 times, 1 visits today)